Kusura Höyük'ün Tarihi ve Arkeolojik Önemi
Afyon il merkezinin 55 km güneybatısında, Sandıklı ilçesinin ise 12 km güneyinde, Kusura Köyü'nün hemen batısında yer alan Kusura Höyük, 400 metre çapında ve 14 metre yüksekliğinde tescilli bir arkeolojik höyüktür. Yerleşimin Kalkolitik Çağ'dan Demir Çağı'na kadar kesintisiz bir yerleşim gördüğü anlaşılmaktadır. Höyükte yürütülen bilimsel kazılarda, eskiden yeniye doğru sırasıyla A, B ve C olarak adlandırılan üç ana tabaka tespit edilmiştir. Kalkolitik Çağ'a tarihlenen A tabakasının ardından gelen B tabakası, 7 yapı katıyla Erken Tunç Çağı II. evre sonu ile III. evre başına tarihlenmektedir. B tabakasının 7. yapı katı ise B'den C'ye geçiş dönemini temsil etmekte olup MÖ 3. binyıl sonu ile MÖ 2. binyıl başına tarihlenir. En üstteki C tabakası ise Asur Ticaret Kolonileri Çağı (Orta Tunç Çağı) ve Hitit Dönemi yerleşimlerine ev sahipliği yapmıştır. Prof. Dr. Ekrem Memiş, tarihi Kuşşara kentinin Kusura Höyük olabileceğini öngörmektedir.
Kazı Çalışmaları ve Mimari Yapı
Höyükteki ilk sistemli kazı çalışmaları, 1935-1937 yılları arasında Cambridge Üniversitesi adına Winifred Lamb başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Yapılan kazılarda en üstteki A tabakasında mimari bir kalıntı bulunamamış; kül tabakaları, çok sayıda çanak çömlek kırıkları ve yanmış ağaç parçaları tespit edilmiştir. B tabakasında ise taş temel ya da subasman üzerine çıkılmış kerpiç duvarlı yapılar açığa çıkarılmıştır. Bu yapıların zeminlerinin sıkıştırılmış topraktan oluştuğu görülmüştür. A tabakasında el yapımı çanak çömlekler yaygınken, B tabakasında çoğunlukla çark yapımı çanak çömlekler kullanılmıştır. Çanak çömlek çeşitliliği oldukça zengindir. Özellikle kırmızı haç bezemeli kaseler, yerleşimin Batı Ege Bölgesi ile olan kültürel ve ticari ilişkilerine işaret etmektedir. Erken Tunç Çağı yerleşmesi kent görünümündedir ve B tabakasının yapı düzeni ünlü Troya IIg yapı düzenine benzerlik göstermektedir.
Zengin Küçük Buluntular ve İdoller
Kusura Höyük'te yapılan kazılarda çok sayıda taş, pişmiş toprak ve kemik eser bulunmuştur. Küçük buluntular arasında pişmiş topraktan üretilmiş idoller ve hayvan figürinleri yer almaktadır. B tabakasında bulunan bir idolün benzerlerinin Alişar ve Ahlatlıbel'de yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca çok sayıda ağırşak, damga mühür, tezgâh ağırlıkları, boncuklar, sürtme taştan yassı baltalar, sap delikli baltalar, sap delikli çekiç-baltalar, delikli topuzlar, öğütme taşları ve havanelleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Kusura Höyük'ün arkeoloji dünyasındaki en ilginç küçük buluntuları ise yassı keman biçimli idollerdir.
Mezarlık Alanı ve Gömü Gelenekleri
Höyüğün kuzey-kuzeybatı kısmında yerleşim dışı bir antik mezarlık alanı bulunmaktadır. A tabakasının esas buluntularını oluşturan bu mezarlık, ünlü Troya I dönemi ile çağdaştır. Mezarlıkta açığa çıkarılan 14 mezarın 1 tanesi basit toprak mezar, 10 tanesi küp (pithos) mezar, geri kalanları ise sanduka mezardır. Toprak mezardaki gömütün başı batıya dönük şekilde, sağ yanına hocker (ana rahmindeki fetal pozisyon) biçiminde yatırıldığı görülmüştür. Bu mezarlara gömüt armağanı olarak kaba maldan yapılmış kulplu testiler bırakılmıştır. Küp ve sanduka mezarlarda da gömüler hocker biçiminde yatırılmış olup, sanduka mezarlarda baş doğu yönüne bakmaktadır. Ayrıca Orta Tunç Çağı ve Hitit Dönemi'ni kapsayan C tabakasına tarihlenen yerleşim içi beş adet basit toprak mezarda da bebek gömütleri ortaya çıkarılmıştır.
Tahribat Durumu ve Koruma Çağrısı
Tarih öncesi dönemlere ışık tutan Kusura Höyük, ne yazık ki günümüzde ciddi bir insan tahribatına maruz kalmıştır. Höyüğün kuzey yarısının neredeyse tamamı, yöredeki köylüler tarafından kerpiç yapmak amacıyla toprak alınması sonucunda yok edilmiştir. Kusura Höyük, Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi'nin 2000 yılı Türkiye Arkeolojik Tahribat Raporu'nda acil önlem alınması gereken yerleşmeler kategorisinde gösterilmiştir.