Karadeniz Esintileriyle Şekillenen Doğal Bir Cennet
Eski adıyla Muşaz olarak bilinen Koyulhisar, Sivas'ın Karadeniz coğrafyasına ve iklimine sahip, ilin en kuzeyinde yer alan göz alıcı bir ilçesidir. 891 km² yüzölçümüne sahip olan bu bölgenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 943 metredir. Coğrafi olarak sırtını Dumanlı Dağı'na (Duman Baba) yaslayan Koyulhisar, ayaklarını ise bölgenin can damarı olan Kelkit Irmağı'na uzatmıştır. Çam, gürgen, meşe ve köknar ağaçlarıyla bezeli muazzam orman örtüsü, bölgeye eşsiz bir yeşil görünüm kazandırır. Ancak toprak yapısının aşırı killi olması ve dik yamaç yapısı nedeniyle sık sık heyelanların yaşandığı afet bölgesi niteliğindedir.
İlk Çağlardan Türk-İslam Dönemine Köklü Bir Tarihçe
Koyulhisar'ın geçmişi İlk Çağ uygarlıklarına kadar uzanır. Antik dönemin en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Kolonya, Koyulhisar'ın bilinen en eski adıdır. Erken Hristiyanlık döneminde ise Nicopolis (Anniaca) adıyla anılan bölgede tarihi bir manastır bulunmaktaydı ve ünlü keşiş Johannes Hesychastes MS 454 yılında burada doğmuştur. Anadolu'nun fethinin ardından Horasan ve Kürtün yoluyla gelen Oğuz-Türkmen boylarından Çepniler Koyulhisar ve civarına yerleşerek bölgenin Türkleşmesini sağlamıştır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin ilk müritlerinden olan ve 1240 yılındaki İshak Baba İsyanı'na katılan Alevi inanç önderi Duman Baba da bu topraklarda yaşamış ve vefat etmiştir.
Efsanevi Kale-i Bala ve Osmanlı Dönemi Mirası
İlçede geçmişin izlerini taşıyan en önemli yapılardan biri, eski merkezde yer alan Kale-i Bala'dır. Bu kale, Kızılbaş Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından Fatih Sultan Mehmed'in korkusundan inşa ettirilmiştir. Karadeniz'in fethi sırasında bölgeye gönderilen küçük bir Osmanlı askeri birliği, kaledeki asker sayısının kendilerinden üç kat fazla olduğunu görünce zekice bir hileye başvurur. Akşam vakti karşı tepedeki koyun sürülerinin üzerlerine mumlar dikerek büyük bir ordunun hücuma hazırlandığı izlenimini verirler. Korkuya kapılan kale sakinleri ve ordusu kaleyi boşaltıp kaçınca, Koyulhisar savaşsız bir şekilde Osmanlı'ya bağlanır. Fethin hemen ardından Fatih Sultan Mehmed, 1461 yılında Yukarıkale köyüne bir cami yaptırarak başına Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin torunlarından birini atar. Hatipli (Hatipoğlu) Camii olarak anılan bu mabedin tüm giderleri Cumhuriyet dönemine kadar devlet tarafından karşılanmıştır.
Şükran Abidesi Anıt Çeşme, Erzincan Depremi ve Yaşayan Kültür
Koyulhisar'ın simgesi durumundaki Anıt Çeşme, Türk ordusunun Koyulhisar halkının fedakarlıklarına sunduğu bir teşekkür nişanesidir. 1333 ve 1334 senelerinde Ordulu Ahmet Rıfat Bey'in Kaymakamlığı döneminde, bölge erkek ve kadınlarının askeri nakliyatta gösterdiği eşsiz hizmetlere bir şükran hatırası olarak 25 Eylül 1334 (Rumi) tarihinde dikilmiştir. İlçe, 26-27 Aralık 1939 sabaha karşı saat 02.00'de meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki büyük Erzincan Depremi ile tamamen yıkılmış ve ardından yer değiştirerek günümüzdeki konumunda yeniden inşa edilmiştir.
Kültürel olarak Suşehri, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ve Gölova ile bütünleşen Koyulhisar'da Karadeniz kültürü hakimdir. Kemençe ile davul-zurnanın bir arada çalındığı ilçede; düz horon, dik horon, alaşağı, üç ayak ve sıksara (Laz horonu) oynanmaktadır. İlçenin en popüler doğal cazibe merkezi olan Eğriçimen Yaylası'nda kireçli paleontolojik zamandan kalma deniz yaratıkları fosilleri bulunmakta olup; ormanlık alanlar sağlık turizmi, dağ tırmanışı, yamaç paraşütü ve kayak turizmi gibi zengin imkanlar sunmaktadır.