Selçuklu Döneminin Şehir Ulu Camisi
Alâeddin Camii, Konya'da Alâeddin Tepesi adı verilen höyüğün üzerinde, Anadolu Selçuklu Devleti devrinde şehrin ulu camisi olarak inşa ettirilmiş yapıdır. Konya'nın en büyük ve en eski camisi olma özelliğini taşımaktadır. Yapımı iki aşamada gerçekleşmiştir: İlk aşama I. Mesud döneminde başlamış ve onun ölümünden sonra yerine geçen II. Kılıçarslan'ın caminin avlusuna bir kümbet inşa etmesi ile son bulmuştur. Yaklaşık 26 yıl sonra I. İzzeddin Keykavus yapıyı genişletmeye başlamış; ölümü üzerine yarım kalan inşaat I. Alaeddin Keykubad'ın saltanatının ilk yıllarında (1220 yılında) tamamlanmıştır.
Mimari Özellikleri ve Bölümleri
Doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir plana sahip olan caminin mimarı Dımaşk.lı Mehmed b. Havlan, mütevellisi ise Atabeg Ayaz'dır. Biri doğu cephesinde, diğerleri kuzey cephede olmak üzere dört kapısı bulunan yapının günümüzde doğu cephesindeki kapısı kullanılmaktadır. İki farklı dönemde inşa edilen yapıda üç farklı iç mekan düzenlemesi görülür. I. Mesud döneminde başlayıp II. Kılıçarslan'ın saltanat döneminde tamamlanan mekan kubbe ile örtülüdür. Batı ve doğudaki bölümlerin yapımı ise I. İzzeddin Keykavus döneminde başlanıp I. Alâeddin Keykubad döneminde tamamlanmıştır. Bu bölümlerdeki düz toprak dam örtüyü taşıyan tuğla kemerler farklı dönemlere ait çeşitli sütun ve sütun başlıkları ile taşınmaktadır.
Tarihi Minber ve Çini Süslemeleri
Caminin abanoz ağacından minberi Türk sanatının çok değerli bir eseridir. Minberin usta kitabesinden 1155 yılında Ahlatlı usta Hacı Mengüm Berti tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Maksûre kubbesinde ve mihrapta kalan parçalardan Alâeddin Camii'nde çini süsleme bulunduğu görülmektedir. Mihrapta kullanılan renkler Anadolu Selçuklu çinilerinde kullanılan patlıcan moru, firuze ve siyahtır. Çini malzeme üzerinde usta olarak Kerimüddin Erdişah adı yer almaktadır. Caminin minaresi Osmanlı döneminde yapılmıştır ve avluda bulunur. Yapı, II. Abdülhamid tarafından yaptırılan tamir ve bazı değişikliklerden sonra, 1914-1918, 1920-1923 ve 1940-1945 savaş yıllarında askerî işlere tahsis edilerek kapatılmıştır. 1958'den itibaren duvarlarında çok tehlikeli çatlakların belirmesi üzerine tekrar kapatılarak tamirine başlanmıştır.
Selçuklu Sultanlarının Mezarları
Caminin avlusundaki iki türbeden tamamlanmış olanı II. Kılıçarslan'a ait olup, iki katlı ongen prizma gövdeye sahip özgün bir eserdir. Türbenin içinde günümüzde sekiz sanduka vardır ve sandukalardan birinin II. Kılıçarslan'a ait olduğu bilinmektedir. Diğer sandukaların II. Rükneddin Süleyman Şah, III. Kılıçarslan, I. Gıyaseddin Keyhüsrev, I. Alâeddin Keykubad, II. Gıyaseddin Keyhüsrev, IV. Kılıçarslan ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev'e ait olduğu öne sürülmüştür. Bunlara I. Kılıçarslan'ın oğlu Şehinşah ile III. Kılıçarslan, II. İzzeddin Keykavus ile III. Gıyaseddin Keyhüsrev'in de eklenebileceği iddia edilir. Avludaki ikinci türbe ise inşaatı yarım kalmış sekizgen planlı yapıdır. İçinde sanduka bulunmayan bu yapının Selçuklu sultanlarından biri için yapıldığı kesin olmakla beraber kimin için inşa edildiği bilinmemektedir.