Ankara'nın Kalbinde Yükselen Bir Cumhuriyet Eseri: Kocatepe Camii
Ankara'nın Kocatepe semtinde yer alan Kocatepe Camii, şehrin en görkemli simgelerinden biridir. Temeli ilk olarak 1967 yılında atılan ve inşası uzun yıllar süren bu abidevi yapı, Cumhuriyet dönemi Ankara mimarisinin en çok tartışılan ve en çok ziyaret edilen eserleri arasında yer almaktadır. Cami, modern ve klasik mimari anlayışların kesişim noktasında duran serüveniyle Türkiye'nin yakın tarihi için büyük bir öneme sahiptir.
İki Farklı Proje ve Yıllar Süren İnşa Süreci
Kocatepe Camii için açılan ilk yarışmayı ünlü mimar Vedat Dalokay'ın hazırladığı modern tasarım kazanmış ve bu doğrultuda ilk temel atılmıştır. Ancak bu özgün tasarım "fazla modern" bulunduğu gerekçesiyle iptal edilmiş ve Dalokay'ın projesi bazı değişikliklerle daha sonra Pakistan'da bulunan Faysal Camii'nde uygulanmıştır. Bunun yerine 1967 yılında mimarlar Hüsrev Tayla ve Fatin Uluengin'in çizdiği, Mimar Sinan tarzını örnek alan geleneksel proje kabul edilerek temeller yeniden atılmıştır. Mimar Sinan tarzını taklit etmesi yönüyle eleştirilen caminin inşası oldukça uzun sürmüştür. 1981 yılında caminin inşaatını ve tüm mal varlığını Türkiye Diyanet Vakfı devralmış, bu gelişmeyle hız kazanan çalışmalar neticesinde cami, 1987 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından resmen ibadete açılmıştır.
Mimar Sinan Üslubu ve Yapısal Özellikler
Tam 4500 m²'lik geniş bir alan üzerinde konumlanan Kocatepe Camii, çok işlevli mimari yapısıyla dikkat çeker. Caminin alt kısmında konferans salonu, kütüphane, otopark, ticarethane ve idari birimler yer alır. Mimar Sinan'ın geliştirdiği klasik üsluba bağlı kalınarak inşa edilen ana ibadet alanı, 4 fil ayağı üzerine oturan büyük bir merkezi kubbe ile onu çevreleyen dört yarım kubbeden oluşur. Yapıya ihtişam katan, her biri tam 88 metre yüksekliğinde olan 4 adet minaresi mevcuttur. Bu minarelerin şerefelerine hem merdivenle hem de asansör yardımıyla çıkılabilmektedir.
Göz Alıcı İç Tezyinat ve İnce İşçilik
Kocatepe Camii'nin iç mekanına adım atıldığında ziyaretçileri büyüleyici bir estetik karşılar. Caminin iç tezyinatında tamamen Klasik Osmanlı Mimarisi örnek alınmış; malzeme kalitesi olarak yüksek standartlarda çini, mermer, sarı maden, altın varak ve özel boyalar tercih edilmiştir. Caminin estetik bütünlüğünü tamamlayan avizeleri, mihrabı, minberi, kapıları, çinileri ve mermer yapıları özel olarak tasarlanarak son derece ince bir işçilikle üretilmiştir. Caminin tabanını süsleyen halıların desenleri hazırlanırken ise tarihi Afyonkarahisar Ulu Camii'ndeki halı desenleri göz önüne alınmıştır. Kubbe ve duvarlardaki hat sanatı örnekleri de ayrı birer sanat eseridir; cami içindeki yazılar ünlü hattatlar Hamit Aytaç ve Mahmut Öncü'nün imzasını taşırken, konferans salonundaki yazılar ise Emin Barın tarafından kaleme alınmıştır.