Kilikya'nın En Büyük Antik Yerleşimi: Kinet Höyük
Hatay'ın Dörtyol ilçesine bağlı Yeşilköy sınırlarında yer alan Kinet Höyük, İskenderun'un 30 kilometre kuzeyinde ve İskenderun Körfezi kıyısından yaklaşık 500 metre içeride konumlanmaktadır. Zeminden 26 metre yükseklikte yer alan ve 33 dönümlük bir alana yayılan bu görkemli höyük, Klasik Çağ öncesi dönemde Kilikya'daki en büyük antik yerleşim olarak kabul edilmektedir. Antik çağdaki adının İssos olduğu belirtilen yerleşim, Dörtyol ilçesi sınırlarında ilk neolitik yerleşimin görüldüğü höyük olma özelliğini taşımaktadır. Coğrafi açıdan doğusunda bir koy ve güneyindeki Deliçay (Pinarus) Deresi halicinde olmak üzere iki farklı limana sahip olması, burayı tarih boyunca stratejik bir ticaret noktası haline getirmiştir.
Geç Neolitik Çağ'dan Helenistik Dönem'e Uzanan Tarih
Kinet Höyük'te yerleşim, Geç Neolitik Çağ'dan Helenistik Dönem'e kadar (MÖ 5.000 - MÖ 50 yılları arasında) kesintisiz denebilecek bir süreçte devam etmiştir. Höyükte yürütülen kazı çalışmaları, Hatay Müzesi'nin girişimiyle 1992 yılında başlamış, 1993 yılından itibaren ise Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Marie Henriette Gates başkanlığında sürdürülmüştür. Höyüğün Orta Çağ tabakalarından ise Georgetown Üniversitesi'nden Scott N. Redford sorumludur. Kazılarda toplamda 20 yerleşme katı tespit edilmiş olup; İlk Tunç Çağı (MÖ 2.500-2.000), Orta Tunç Çağı (MÖ 1.650-1.550), Son Tunç Çağı / Hitit Dönemi (MÖ 1.400-1.200), Demir Çağı (MÖ 1.200-400) ve Helenistik Dönem yerleşimleri ortaya çıkarılmıştır. Uzun bir süre boş kaldıktan sonra yerleşim, Haçlı Seferleri döneminde de aktif bir liman olarak kullanılmıştır.
Kentli Bir Yaşamın ve Zengin Ticaret Ağının İzleri
Kazılarda gün yüzüne çıkarılan yapıların büyük bir kısmını evler oluşturmaktadır. Kentte tahılın doğrudan işlenmeyip dışarıdan hazır getirilmiş olması, Kinet Höyük halkının çiftçilikle değil, tamamen kentli bir yaşam tarzıyla meşgul olduğunu göstermektedir. Yerleşimde yaşayanların koyun, keçi ve sığır eti, süt ve süt ürünleri tükettikleri; Tunç Çağı ve Orta Çağ'da ise avcılık ile balık, yaban domuzu, geyik ve ceylan etini beslenmelerine dahil ettikleri belirlenmiştir. Hatta Orta Çağ yerleşiminde sırtlan, ayı ve fil kemiklerine de rastlanmıştır. Kinet Höyük'ün Doğu Akdeniz'deki diğer merkezlerle kurduğu ticari ilişkiler oldukça güçlüdür. Erken Tunç Çağı katmanlarında Troya'ya kadar uzanan Ege kıyılarında yaygın olan çift kulplu şarap maşrapaları ve geniş tabaklar bulunmuş, MÖ 1.700-1.600 yıllarına tarihlenen Orta Tunç Çağı katmanlarında ise Kıbrıs kökenli ithal çanak çömlekler tespit edilmiştir. Ayrıca, MÖ 2. binin ikinci yarısından itibaren bölgede Hitit etkisinin başladığı, Erken Hitit Dönemi buluntularıyla doğrulanmıştır.
Asur Etkisi, Roma Yolu ve Hatay Müzesi
Demir Çağı'nda ise Kinet Höyük'ün Tarsus, Kıbrıs ve Batı Suriye ile yoğun ticari ve kültürel ilişkileri bulunmaktaydı. Höyüğün batı yamacındaki MÖ 8. yüzyıla (Orta Demir Çağı) tarihlenen kalıntılarda güçlü bir Yeni Asur etkisi gözlemlenmiştir. Bu döneme ait bir Asur binasında, göğüslerini kavrayan çıplak tanrıça idolü ile üzerinde Fenike yazısı barındıran bir saklama kabı keşfedilmiştir. Höyük çevresinde yapılan sondaj çalışmaları ise yerleşimin daha iç kesimlerinde denize paralel olarak uzanan tarihi bir Roma yolu varlığını ortaya koymuştur. İmparator Gratianus dönemine ait bir bakır para da bölgedeki Roma varlığını kanıtlayan en önemli buluntulardandır. Kinet Höyük kazılarında elde edilen bu büyüleyici ve tarihi değere sahip eserlerin tamamı günümüzde Hatay Müzesi bünyesinde sergilenmektedir.