Kilise Tepe Höyüğü'ne Genel Bir Bakış
Kilise Tepe Höyüğü (bilinen diğer adıyla Maltepe Höyüğü), Mersin il merkezinin batısında, Mut ilçesinin yaklaşık 20–21 kilometre güneydoğusunda yer alan tarihi bir yerleşim alanıdır. Silifke ilçesinin 36 kilometre kuzeybatısında ve Kışlaköy köyünün 1 kilometre kuzeyinde konumlanan bu höyük, Göksu Nehri üzerinde yapılması planlanan Kayraktepe Barajı'nın su toplama sahası içinde kalmaktadır.
Arkeolojik Araştırmalar ve Kazı Tarihçesi
Höyük, bilim dünyasına ilk olarak ünlü arkeolog James Mellaart tarafından Maltepe Höyüğü adıyla tanıtılmıştır. Mellaart, buradaki incelemelerinde MÖ 2. ve 3. binyıla tarihlenen Demir Çağı buluntularından bahsetmiştir. 1965 yılına gelindiğinde ise David French tarafından gerçekleştirilen yüzey toplama çalışmaları sırasında alandan ilk kez 'Kilise Tepe' olarak söz edilmiştir. Baraj gölü suları altında kalma tehlikesi nedeniyle, 1994-1998 yılları arasında Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ve Silifke Müzesi işbirliğiyle beş yıllık kapsamlı bir kurtarma kazısı projesi yürütülmüştür. J. Nicholas Postgate yönetiminde gerçekleştirilen bu ilk dönem kazı sonuçları 2007 yılında yayımlanmış ve aynı yıl yeni bir beş yıllık kazı projesi daha başlatılmıştır.
Tarihsel Tabakalanma
Kilise Tepe Höyüğü'ndeki arkeolojik katmanlar, bölgenin köklü geçmişini aydınlatmaktadır. Yapılan kazılarda en yeniden en eskiye doğru sırasıyla Bizans Dönemi, Geç Roma Dönemi, Demir Çağı, Geç Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı ve Erken Tunç Çağı tabakaları belirlenmiştir. Bu dönemlere ait olan ve kazılarda gün yüzüne çıkarılan çeşitli eserler ile buluntular, günümüzde Silifke Müzesi bünyesinde sergilenerek ziyaretçileriyle buluşmaktadır.
Öne Çıkan Buluntular ve Hattuşa Benzerliği
Höyükte gerçekleştirilen kazılarda keşfedilen en dikkat çekici mimari yapılardan biri, yaklaşık 35 metreküp hacme sahip olduğu hesaplanan yeraltı tahıl deposudur. Bu deponun yakınlarında benzer özelliklere sahip ikinci bir depo daha gün yüzüne çıkarılmıştır. Keşfedilen bu yapılar, Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa'da yer alan Geç Tunç Çağı yeraltı tahıl depolarıyla büyük bir benzerlik göstermektedir. Araştırmacılar, yaklaşık 100 kişinin bir yıllık tahıl gereksinimini depolayabilecek kapasitede olan bu yeraltı depolarının, tek bir hanenin kullanımından çok daha geniş bir topluluğa hizmet ettiğini değerlendirmektedir.
Hitit İmparatorluğu Sonrası Dönem ve Luviler
Tarihsel veriler ışığında, Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 1190 dolaylarında çöküşüyle (Bronz Çağı Çöküşü) birlikte Kilise Tepe'nin de bu süreçten etkilendiği görülmektedir. Bu büyük çöküşün ardından, halkının muhtemelen Luvice konuştuğu tahmin edilen Kilise Tepe yerleşiminin terk edildiği ya da daha küçük ölçekli yerel otoritelerin bir parçası haline geldiği ileri sürülmektedir.