Kılıç Ali Paşa Camii, İstanbul'un tarihi semtlerinden Tophane, Beyoğlu'nda yer alan ve Kaptan-ı Derya Kılıç Ali'nin Mimar Sinan'a yaptırdığı son derece kıymetli bir Osmanlı eseridir. Cami üzerinde yer alan iki kitabenin sunduğu verilere göre yapı, Hicri 988 (Miladi 1580) yılında tamamlanmıştır. Cami, sadece ibadethane alanından ibaret olmayıp; türbe, medrese ve hamam bileşenlerinden meydana gelen geniş bir külliye yapısına sahiptir.
Mimarisi ve Ayasofya ile Benzerliği
Kubbenin iki yanındaki yarım kubbeler, diğer iki yanındaki kemerler ve destek duvarlarıyla cami, mimari olarak Ayasofya'nın küçük boyutta bir revizyonu niteliğindedir. Ancak Mimar Sinan'ın bu eseri tasarlarken Ayasofya'yı model almasının ardındaki kesin sebep bilinmemektedir. Yapının mihrap tarafındaki çinileri, İznik çiniciliğinin en parlak ve verimli döneminin nadide ürünlerini sergilemektedir. Mihrap ise cami duvarından dışarıya doğru taşırılmıştır.
Karahisari Ekolünün Hat Sanatı
Caminin girişinde, pencere üstlerinde ve mihrap üstünde yer alan göz alıcı hat yazıları, Karahisari Ekolünün son temsilcisi olarak kabul edilen Hattat Demircikulu Yusuf Efendi'ye aittir. Yapının giriş avlusunda bir şadırvanı bulunmakta olup, cami hemen karşısında konumlanan bir meydan çeşmesi olan Tophane Çeşmesi ile de estetik bir uyum içerisindedir.
Deniz Üzerine Kurulan İlk Cami Rivayeti ve Haziresi
Tarihi rivayetlere göre; Kılıç Ali Paşa, cami yaptırmak için Sultan III. Murad'dan yer talep eder. Sultan da kendisinin Kaptan-ı Derya olmasından ötürü Kılıç Ali Paşa'ya denize cami yapmasını söyler. Bunun üzerine Paşa, Mimar Sinan ile anlaşarak Tophane rıhtımının kenarına taş, toprak ve moloz yığarak caminin inşasına başlar. Bu nedenle Kılıç Ali Paşa Camii'nin deniz üzerine kurulan ilk cami olduğu söylenmektedir. Caminin haziresinde ise birçok levent kabristanı yer almakta olup bunlar arasında en muhteşemi, Kaptan-ı Derya Ateş Mehmet Paşa'nın yelkenli ve kırık direkli lahid mezarıdır.
Restorasyon Çalışmaları ve Günümüzdeki Önemi
Mimar Sinan'ın bu değerli eseri, 2011 yılında ciddi anlamda kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçmiştir. Cami, türbe ve hamam bölümleriyle İstanbul'un en kıymetli hazinelerinden biri olan bu yapı, günümüzde yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Külliyenin medreseyi de içerisine alan diğer bölümlerindeki restorasyon çalışmaları ise 2015 yılında tamamlanmıştır.