Erzincan il merkezine 50 km uzaklıkta yer alan Kemah, Fırat Nehri'nin önemli bir kolu olan Karasu Nehri'nin yanı başında konumlanmış kadim bir yerleşimdir. Doğal yapısı gereği savunmaya son derece elverişli olan bölgeye karayolu ve İstanbul - Kars demiryolu hattı aracılığıyla ulaşım sağlanmaktadır. Yanı başından geçen Karasu Nehri her türlü su sporunun yapılmasına olanak sunarken; ilçenin temiz havası, doğal güzellikleri, doğal tuzu, meşhur tulum peyniri, çiçek balı, cevizi ve Munzur Dağı karlarından süzülüp gelen soğuk suları burayı eşsiz bir çekim merkezi kılmaktadır.
Tarih Öncesi Devirlerden Doğu Roma İmparatorluğu'na Kemah
Kemah'ın tarih öncesi çağları hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, Erzurum çevresi gibi komşu yörelerdeki araştırmalar bölge tarihinin Paleolitik Çağ'a (Yontma Taş Devri) kadar uzandığını göstermektedir. Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı'nda Hurri göçlerini simgeleyen Karaz türü çanak-çömlek kültürüyle öne çıkan bölge, Hitit yazılı kaynaklarında Hayaşa (Hajaşa) adıyla anılmaktadır. Hitit Kralı I. Şuppiluliuma (MÖ 1375-1345) ve II. Murşillis dönemlerinde büyük mücadelelere sahne olan bu topraklar, daha sonra Urartu Kralı II. Argişti (MÖ 714-MÖ 685) devrinde Urartu Devleti'ne ilhak edilerek batı sınırında güçlü bir eyalet merkezi haline getirilmiştir. Pers İmparatorluğu devrinde Kral I. Dareiros tarafından Armina/Arminyia Satraplığına (XIII. Satraplık) dahil edilen Kemah, Roma İmparatorluğu ile Part Krallığı arasındaki mücadelelerde de anahtar bir kilit noktası teşkil etmiştir. İmparator I. Theodosios (379-395) döneminde adı Daranalis olarak geçen kente, yine imparatorun adından ötürü Theodosiopolis ismi verilmiştir.
Sarsılmaz Savunma Hattı: Kemah Kalesi ve Kültür Varlıkları
İlçenin en görkemli yapısı olan ve doğal savunma avantajıyla tarihte hep vazgeçilmez kılınan Kemah Kalesi'nin, kimler tarafından ve hangi tarihte inşa edildiği kesin olarak bilinmese de, MÖ 205 yıllarında Arzaklılar tarafından yapıldığı kimi kaynaklarda öne sürülür. Ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi, 17. yüzyıla ait Seyahatname eserinde Kemah Kalesi'ne geniş yer ayırmış ve kalenin muazzam sağlamlığını övgüyle aktarmıştır. Erzurum Atatürk Üniversitesi tarafından yürütülen arkeolojik kazılar ve restorasyon çalışmalarının ardından ziyarete açılan kalede; ilk çağlara ait açık hava tapınakları ile kült merkezleri, Orta Çağ'a ait manastır, kilise, ayazma, şapel ve gözetleme kuleleri bulunmaktadır. Bölge genelinde ayrıca Selçuklu dönemine ait kümbetler ile Osmanlı dönemine ait cami, mescit, medrese, han, hamam, türbe, çeşme, mezar taşları ve geleneksel boyut evleri gibi çok zengin bir kültür mirası korunmaktadır.
Antik İnançların ve Kralların Kutsal Toprağı
Kemah, eski çağlarda "Ani" ismiyle de bilinmekte olup köklü bir mitolojik ve tarihi geçmişe sahiptir. Tarihçi Horenli Movses'in aktardığına göre, MÖ 2. yüzyılda Kral Ardaşes zamanında tanrı ve tanrıça heykelleriyle donatılan kent, onun oğlu II. Dikran'ın Yunan heykeltıraşlarına sipariş ettiği ünlü tanrıça Anahit heykelini buradaki tapınağa yerleştirmesiyle bölgesel bir inanç merkezi olmuştur. 3. ve 4. yüzyıllarda Arşaguni hanedanından olan kralların çoğu bu kentte gömülmüştür.