Kel Dağı, Türkiye'nin Hatay iline bağlı Yayladağı ilçesinde yer alan, günümüzde faal olmayan volkanik bir dağdır. Akdeniz'in güneydoğu köşesinde, doğrudan deniz kıyısından yükselen bu görkemli coğrafi oluşumun yüksekliği 1730 metredir. Coğrafi sınırları açısından batısında Akdeniz, doğusunda Yayladağı ilçesi, kuzeyinde Samandağ ve güneyinde Suriye sınırı bulunan Kel Dağı, antik çağlardan itibaren bölgedeki en önemli yükseltilerden biri olarak dikkat çekmektedir.
Tarihi ve Mitolojik Önemi
Tarih boyunca kutsal bir alan olarak kabul edilen Kel Dağı'nın antik dönemdeki adı Kasyus (Kassius) Dağı'dır. Yerel halk arasında ise daha çok Cebel-i Akra ismiyle anılmaktadır. Tarihsel süreçte Hurriler bu dağa Hazzi Dağı adını vermiş ve fırtına tanrısı Teşup'un bu zirvede yaşadığına inanmışlardır. Hititler de Teşup'a tapınmış olup, başkentleri Hattuşaş'ta Teşup'un Kumarbi'ye karşı deniz üzerinde kazandığı zaferi kutlamak üzere çeşitli ibadetlerde bulunmuşlardır. Dağın eteklerinde Antik Roma döneminden kalan St. Barlaam Manastırı yer alırken, antik Ugarit limanı (modern Ras Şamra) dağın 30 kilometre güneyinde konumlanmıştır.
Doğal Yaşam ve Çevre Özellikleri
Kel Dağı, özgün flora ve faunasıyla da doğal bir zenginliğe sahiptir. Dağda yetişen bitki türlerinin en bilineni çakşır otudur (ferula communis). Bölgede yaban hayatı olarak tilki, kurt, vaşak ve tavşan gibi hayvan türlerine nadiren de olsa rastlanabilmektedir. Dağ, sadece karasal ekosistemiyle değil, çevresindeki su altı oluşumlarıyla da dikkat çekicidir.
Gizemli Su Altı Mağarası
Kel Dağı'nın altında, 2019 yılında yapılan keşiflerle önemli bir su altı mağarası tespit edilmiştir. İçerisinde dikitlerin yer aldığı bu gizemli yeraltı mağarasına, Akdeniz'in 20 metre derinliğinden dalış gerçekleştirilerek giriş yapılabilmektedir. Hem su altı zenginlikleri hem de binlerce yıllık kültürel mirası ile Kel Dağı, Türkiye'nin en özgün doğal ve tarihi değerlerinden biridir.