Kayseri Ulu Camii'nin Tarihi ve Önemi
Kayseri şehir merkezinde yer alan ve Sultan Camisi ya da Cami-i Kebir adlarıyla da bilinen Kayseri Ulu Camii, 12. yüzyılın ortalarına doğru inşa edilmiş tarihi bir yapıdır. Yapıldığı dönemde Kayseri'nin en büyük yapısı olan cami, derinlemesine yönelen plan tipinde inşa edilmiş olup bu plan tipinin Anadolu'daki en eski örneklerindendir. Kesin yapılış tarihi bilinmeyen yapının, genel olarak Danişmendli Emîri Melik Mehmed Gazi'nin hükümdarlığı sırasında, günümüzde yıkılmış olan medresesi ile birlikte bir külliye hâlinde inşa edildiği kabul edilmektedir. Caminin kıble duvarının arkasında yer alan türbenin ise Melik Mehmet Gazi'ye ait olduğu düşünülmektedir.
Tarih Boyunca Geçirdiği Onarımlar
Kayseri Ulu Camii, tarih boyunca çeşitli dönemlerde büyük onarımlar görmüştür. Yapı, 1206 yılında Türkiye Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev devrinde Yağıbasanoğlu Muzaffereddin Mahmud tarafından onarılmıştır. Caminin batı girişinin yanında bulunan ve Kayseri'nin en eski minaresi olma özelliğini taşıyan minare de bu onarım sırasında eklenmiştir. Cami, Osmanlı döneminde, 1716 yılındaki depremde ağır hasar görmüş ve Matbah-ı Amire Emini Kayserili Hacı Halil Efendi tarafından tamir ettirilmiştir. Yapıya son olarak 1837 yılında Kayseri naibi Nuri Efendi tarafından beyaz mermerden bir mihrap eklenmiştir.
Mimari Özellikleri ve Yapısal Detayları
Anadolu Selçuklu mimarisindeki Ulu Cami geleneğini yansıtan eser, ortada küçük bir avlu ve mihrap önü kubbesiyle tamamlanan uzunlamasına bir yapıdır. Harim kısmı, aralarında devşirme sütunlar üzerine oturan sivri kemerler bulunan ve mihraba paralel sekiz sahından oluşur. Sütun ve sütun başlıklarının yakın bir Bizans kilisesinden getirildiği sanılmaktadır. Yapının ana malzemesi yontu tüf taşıdır. Caminin kare kaideli ve silindirik gövdeli minaresinin gövdesi şerefeye kadar tuğladan, kaidesi taştan yapılmıştır. Depremde yıkılan petek bölümü ise yontu taştan yeniden inşa edilmiştir. Şerefe altında, çini üzerine kufî yazıyla yazılmış geniş bir Ayet-el Kürsi kuşağı yer alır.
Çevresindeki Yapılar ve Tarihi Çeşme
Caminin çevresinde farklı dönemlere ait tarihi yapılar kümelenmiştir. Kuzeyinde, Osmanlı Sultanı III. Ahmed zamanında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış bir ticaret yapısı olan Vezir Han bulunur. Caminin güneydoğu cephesine 19. yüzyılda inşa edilen Raşit Efendi Kütüphanesi bitiştirilmiştir. Caminin doğusunda ise Vezir Han'ın güney duvarına bitişik olarak 18. yüzyılın başlarında inşa edildiği düşünülen bir çeşme yer alır. Bu çeşme, abdest musluklarının bulunduğu revak altı platformdan ve yekpare taştan yapılmış 12 adet sütunun yuvarlak kemerlerle bağlanmasıyla oluşan kare mekanlardan oluşmaktadır.