Kayseri'nin Köklü Tarihi ve Etimolojik Kökeni
İç Anadolu Bölgesi'nin güneydoğusunda, deniz seviyesinden 1.054 metre yükseklikte konumlanan Kayseri, binlerce yıllık geçmişiyle Türkiye'nin en önemli tarihi şehirlerinden biridir. Kentin ismi, Latince Caesarea ve Yunanca Kaysaria adının Arapça biçiminden Türkçeleştirilerek günümüze ulaşmıştır; ayrıca resmi kayıtlarda kentin adı Mazaka olarak da geçmektedir. Roma ve Doğu Roma imparatorlarına verilen "Caesar" unvanından türeyen bu isim, İslam ülkelerinde "Kayser" veya "Kaysar" olarak kullanılmış ve Osmanlı padişahı II. Mehmed'den itibaren Osmanlı sultanları tarafından da "Kayser-i Rum" sıfatıyla benimsenmiştir.
Hititler Dönemi ve Kültepe (Kaniş) Höyüğü
Kayseri, MÖ 4000 ile MS 2000 yılları arasını kapsayan yaklaşık 6000 yıllık köklü bir yerleşim tarihine sahiptir. Milattan önce 2000 yıllarında Anadolu'ya gelen Hititler, Kayseri merkezine 22 kilometre uzaklıkta bulunan ve ovanın en büyük şehri olan Kültepe (Kaniş) şehrini kurmuşlardır. Kültepe'nin hemen yanındaki Karum (Pazarşehir) alanında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, Asurlu tüccarlar ile yerli Hitit halkı arasındaki ticari ilişkilere ışık tutan çivi yazılı tabletler bulunmuştur. Kültepe höyüğü, MÖ 4000 yılından Roma döneminin sonuna dek kesintisiz bir biçimde yerleşim alanı olarak kullanılmaya devam etmiştir.
Bizans Dönemi ve Hristiyanlık Merkezleri
Milattan sonra 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalan Kayseri, Hristiyanlığın ilk yayılış dönemlerinde bu dinin en büyük merkezlerinden biri haline gelmiştir. Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlığı resmi din kabul etmesinden önceki baskı dönemlerinde, pek çok Hristiyan Kayseri ve çevresine sığınmış, bu sığınmalar neticesinde bölgede çok sayıda oyma kilise inşa edilmiştir. MS 6. yüzyılda İmparator I. Justinianus şehri koruyucu surlarla çevirmiş; ilerleyen asırlarda şehir Emevîler döneminde 690, 726, 729 ve 732 yıllarında olmak üzere dört kez İslam ordularının fethine sahne olmuşsa da tekrar Bizans egemenliğine geçmiştir.
Selçuklu'dan Osmanlı'ya Yönetim ve Kültürel Miras
Malazgirt Meydan Muharebesi'nin ardından Selçukluların tam hakimiyet sağladığı Kayseri, Konya'dan sonra Anadolu Selçuklu Devleti'nin ikinci başkenti mertebesine yükselmiş ve özellikle Sultan Alâeddin Keykubât döneminde en parlak devrini yaşamıştır. Selçuklu egemenliğinden sonra İlhanlılar, Eretnaoğulları Beyliği (Sivas'tan sonra ikinci başkent olarak), Kadı Burhaneddin, Dulkadiroğulları ve Karamanoğulları arasında sık sık el değiştiren şehir, nihayet 1515 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından kesin olarak Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Cumhuriyet döneminde 1988 yılında büyükşehir unvanı kazanan Kayseri, günümüzde zengin tarihi birikimi, antik dönem kalıntıları ve Selçuklu döneminden kalma nadide eserleriyle İç Anadolu'nun en görkemli kültür merkezlerinden biridir.