Karapürçek'in Tarihsel Geçmişi ve Kuruluşu
Sakarya ilinin en eski nahiyesi olarak kabul edilen Karapürçek ilçesinin kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, Bizans İmparatorluğu döneminde büyük yerleşim yerlerinden biri olduğu kabul edilmektedir. Bölgenin İlkçağ tarihi hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, Sakarya ili ile paralel bir tarihsel sürece sahip olduğu bilinir. Karapürçek, MÖ 3. yüzyılda başlayan Bithynia Krallığı egemenliğinin ardından, MÖ 1. yüzyılda Roma yönetimine girmiştir.
Farklı Medeniyetlerin Egemenliği ve Osmanlı Topraklarına Katılışı
Bizans döneminde Optimation Theması sınırları içerisinde yer alan Sakarya bölgesi ve Karapürçek, zaman zaman Arap istilalarına maruz kalmıştır. 11. yüzyılın sonlarında Selçuklu komutanlarından Artuk Bey'in Bizans güçlerini yenmesiyle Türk hâkimiyetine giren yöre, 1072 yılında yeniden Bizans kontrolüne geçmiştir. 1097 yılında başlayan Haçlı Seferleri sonrası sırasıyla Haçlılar, Danişmendliler, Anadolu Selçukluları ve İznik merkezli Nicaia İmparatorluğu yönetimine girmiştir. İlçe, nihayet 1324 yılında Konuralp ve Akçakoca tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Karapürçek İsminin Kökeni ve Yakın Dönem Gelişmeleri
Rivayete göre, Bizanslılar döneminde Karabıçaklı adında üç kardeş doğuda Küçücek, kuzeyde Küçükkarapürçek ve güneyde Büyükkarapürçek köylerine yerleşmiştir. O tarihlerde Büyük Karapürçek olarak anılan yerleşim yeri, zaman içerisinde "Pürçek" manasında Büyükkarapürçek olarak yaygınlaşmış ve günümüzde Karapürçek adını almıştır. İlçedeki tarihi Osmanlı yapıları 1967 yılında meydana gelen depremde yıkılmış ve tahrip olmuştur. Bu yıkımın ardından 1967-1968 yıllarında İmar ve İskan Bakanlığı tarafından planlı ve projeli olarak yeni yapılar inşa edilmiştir.
Coğrafi Konumu, İklimi ve Doğal Yapısı
Marmara Bölgesi'nde yer alan Karapürçek'in doğusunda Akyazı, batısında Erenler, güneybatısında ise Geyve ilçeleri yer almaktadır. Sakarya merkezine 23 km, Akyazı'ya 10 km ve TEM Otoyolu girişine 11 km mesafede yer alan ilçenin yüzölçümü 142 kilometrekare olup denizden yüksekliği ortalama 150 metredir. Hem Marmara hem de Karadeniz iklim özelliklerini taşıyan ilçede kışlar bol yağışlı ve az soğuk, yazlar ise sıcak geçer. Doğal bitki örtüsü oldukça zengin olan ilçenin topraklarının %65'i; gürgen, meşe, kayın, kızılçam ve karaçam ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır.
Nüfus Yapısı ve Tarıma Dayalı Ekonomi
İlçenin yerli halkı Türkmenlerden (bazılarına göre Manavlardan) oluşmakta olup, zamanla Kafkasya, Karadeniz, Kuzey Irak ve Balkanlar'dan gelen göçlerle çeşitlenmiştir. İlçe ekonomisi temel olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçenin ovalık olan güney bölgesi her türlü tarıma elverişli olup, yetiştirilen ürünlerin başında fındık gelmektedir. Fındığın yanı sıra arpa, buğday, fasulye, mısır, patates, sebze ve meyve üretimi de yapılmaktadır. Hayvancılık alanında büyükbaş hayvan besiciliğinin yanında arıcılık, ipekböcekçiliği ve kümes hayvancılığı da ilçe ekonomisinde önemli bir yere sahiptir.