Karamenderes Nehri, tamamı Çanakkale ili sınırları içerisinde akan ve kaynağını Kaz Dağı'ndan alan önemli bir akarsudur. Yaklaşık 300 metre kaynak rakımına sahip olan nehir, 224 kilometre boyunca uzanarak Çanakkale Boğazı ile Ege Denizi'nin kesiştiği Truva Tarihî Millî Parkı yakınlarında denize dökülmektedir. Toplam 2.000 km² havza alanına ve saniyede 100 metreküp debiye sahip olan bu nehir, Marmara Bölgesi'nin güneybetisinde yer alan son derece kıymetli coğrafi bir unsurdur.
Mitoloji ve Tarihsel Arka Plan
Antikitede Skamandros (Grekçe: Σκάμανδρος) adıyla bilinen nehir, zengin bir tarihsel geçmişe sahiptir. Homeros'un dünyaca ünlü epik destanı İlyada'ya göre, nehrin aşağı kısımlarında konumlanan Troya'da Truva Savaşı'nın bir bölümü yaşanmıştır. Destanda, bu akarsuya tanrılar tarafından Ksanthos (Ξάνθος), insanlar tarafından ise Skamandros adı verildiği aktarılmaktadır. Ksanthos isminin kökeninin nehrin sarı veya kahverengimsi tonlardaki rengine dayandığı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, tarihi coğrafyacı Yaşlı Plinius ise bu iki ismi iki ayrı nehir olarak değerlendirmiş; Ksanthos'un Simoeis ile birleşerek Portus Achaeorum'a döküldüğünü öne sürmüştür.
Havza Sınırları ve Tarımsal Faaliyetler
İsmini Yunanca kökenli menderes (Μαίανδρος, Maíandros) kelimesinden alan Karamenderes havzası oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Havzanın sınırları, nehrin denize ulaştığı Çanakkale'nin merkez ilçesinden başlayarak Ezine, Ayvacık ve Bayramiç ilçelerine kadar uzanmaktadır. Bu verimli toprakların %39,8 gibi önemli bir bölümünde tarım faaliyetleri yürütülmektedir. Nehir ve çevresi, bölge tarımı için hayati bir can damarı niteliğindedir.
Doğal Yaşam ve Çevresel Tehditler
Karamenderes havzası, tarımsal değerinin yanı sıra zengin bir ekosisteme de ev sahipliği yapmaktadır. Bölgede yapılan araştırmalar, havza sınırları içerisinde tam 96 kuş türünün yaşadığını ortaya koymaktadır. Ancak bu benzersiz doğal ve tarihi doku günümüzde çeşitli tehditlerle karşı karşıyadır. Havzada faaliyet gösteren taş ocakları, hem çevre sağlığını hem de bölgenin binlerce yıllık tarihi miras dokusunu olumsuz yönde etkilemekte ve bu değerleri tehlikeye atmaktadır.