Tekirdağ il merkezinin 15 km doğusunda, İstanbul – Tekirdağ karayolu üzerinde, Karaevli Köyü'nün Karaevlialtı Mevkiinde yer alan Karaevlialtı Höyüğü, antik dönemde Herodot'un da bahsettiği Heraion Teikhos (Hera'nın Kenti) adlı Sisam kolonisi kentidir. MÖ 3. binyıl başından MS 13. yüzyıla kadar kesintisiz olarak iskan edilen yerleşim, Traklar'ın Anadolu'ya gelişinden itibaren uzun süre bir Trak yerleşimi olarak kalmış, en parlak dönemlerini ise Klasik ve Helenistik dönemlerde yaşamıştır.
Zengin Bir Liman Kenti ve Deniz Ticareti
Heraion Teikhos, çevreyle kurduğu yoğun ticari ilişkiler sayesinde oldukça zenginleşmiş önemli bir liman kentidir. Yüzey araştırmaları ve kazılarda, Yunanistan'ın Attika bölgesinden ithal edilmiş zengin bezemeli çanak çömlekler bulunmuştur. Ayrıca Taşoz, Rodos, Knidos ve Sinop gibi üretim merkezlerine ait damgalı amfora sapları, kentin Akdeniz, Ege ve Karadeniz kıyılarını kapsayan geniş bir deniz ticareti ağına dahil olduğunu göstermektedir.
Akropol Surları ve Önemli Arkeolojik Keşifler
Höyükte yapılan kazılarda duvar resimleriyle süslenmiş bir saray ya da kült yapısına ait odaların yanı sıra 75 cm çapında, bronz ve diğer metallerle süslü, deri kaplı ahşap bir kalkana ait parçalar ele geçmiştir. Yukarı şehir (akropol) surlarının kuzey kesiminde usta işçilikle kesme taşlardan inşa edilmiş çift kuleli bir kapı ortaya çıkarılmıştır. Dışı kesme taş, içi ise moloz taşlardan inşa edilmiş olan 2 metre genişliğindeki surların kapısı yakınlarında bulunan çiviler, kapıların ahşaptan yapıldığını göstermektedir. Ayrıca kazılarda kentte basılmış sikkelerin yanı sıra Efes ve diğer Trakya kentlerinin sikkeleri ile çeşitli silahlar bulunmuştur.
Antik Tıp Kompleksi ve İlaç Üretimi
Kuzey kapısının hemen güneyinde, MÖ 1. yüzyıl ile MS 1. yüzyıl arasına tarihlenen, iki avlu etrafında konumlanmış bir tıp kompleksi açığa çıkarılmıştır. Çok sayıda tıbbi alet, mermer havan, tunç ilaç şişesi, üzerinde "pharma" yazılı pişmiş toprak kupa, adak olarak kullanılan pişmiş toprak uzuvlar ve Hygeia figürinleri, buranın ameliyatların da yapıldığı bir tıp ve kült merkezi olduğunu ortaya koymaktadır. Odaların birinde yer alan ve kumaş boyası ile ilaç yapımında (örneğin Plinius tarafından yazılan yanık merhemi yapımında) kullanılan murex brandaris (dikenli deniz salyangozu) kabuklarının kaynatıldığı fırın da bu tıp kompleksinin faaliyetlerini desteklemektedir.