Türkiye'nin En Büyük ve En Eski Mezarlığı
İstanbul'un Üsküdar ilçesinde yer alan Karacaahmet Mezarlığı, Türkiye'nin en büyük ve aynı zamanda en eski mezarlığıdır. Günümüzde yolları ve Karacaahmet Sultan Dergâhı ile birlikte yaklaşık 750 dönümlük bir araziyi kaplayan bu tarihi alan; Miskinler, Saraçlar Çeşmesi, Şehitlik, Musallâ ve Duvardibi adı verilen beş büyük bölgeden oluşmaktadır. Kuzeyde Tunusbağı'ndan güneyde İbrahimağa çayırına doğru eğimli bir arazi yapısına sahip olan mezarlık, başta servi olmak üzere çınar, meşe, defne ve çitlembik gibi ağaçlarıyla bir orman görünümündedir. İçerisinde yer alan 9 adet servi ağacı, Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından Anıt Ağaç statüsüne alınmıştır.
Köklü Tarihçesi ve Gelişimi
Mezarlık, ismini Hacı Bektaş-ı Veli tarafından İslam dinini yaymak üzere İstanbul'a gönderilen Karaca Ahmet'ten almaktadır. İlk olarak İstanbul'un Müslümanlar tarafından kuşatılması sırasında şehit olan askerlerin buraya gömüldüğü sanılmaktadır. Kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, tarihçiler mezarlığın Orhan Gazi'nin Bizans idaresindeki Üsküdar'ı fethetmesinden sonra, bölgeye Türk halkının iskanıyla gelişmeye başladığını kabul etmektedir. 14. yüzyılın ortalarında oluşmaya başlayan mezarlık, Sultan I. Murad döneminde Müslüman nüfusun artmasıyla genişlemiş ve 1453 yılındaki İstanbul'un fethi sonrasında daha da büyümüştür. Karacaahmet'in resmi bir mezarlık haline gelmesi ise 1582 yılında, III. Murat'ın annesi ve II. Selim'in eşi Nurbanu Sultan'ın kendi arazisinden 124 dönümlük bir alanı buraya tahsis etmesi ve serviler diktirmesiyle gerçekleşmiştir.
Kültürel ve İnançsal Önemi
Karacaahmet Mezarlığı, yüzyıllar boyunca İstanbul halkı tarafından özellikle tercih edilen bir defin yeri olmuştur. Bu tercihin ardında, Osmanlı halkının Üsküdar'ı Asya kıtasının uzantısı sayarak Mekke ve Medine ile ilişkilendirmesi ve burayı 'Kabe toprağı' olarak görmesi yatmaktadır. Bu sebeple Avrupa yakasında vefat edenlerin cenazeleri bile yüzyıllar boyunca kayıklarla Salacak iskelesine taşınmış ve buraya gömülmüştür. Hem Sünni hem de Alevi-Caferi mezhepleri tarafından mübarek kabul edilen bu mezarlıkta, Şii ve Caferi mezhebine mensup kişilerin defnedildiği Seyitahmet (İranlılar Mezarlığı) bölümü de yer alır. Bu bölümde Abdülbaki Gölpınarlı ve Cem Karaca gibi önemli isimlerin mezarları bulunmakta ve günümüzde de Muharrem ayının onuncu gününde (Aşure Günü) İranlılar Mescidi'nde matem törenleri düzenlenmektedir.
Sanat Eseri Niteliğindeki Mezar Taşları ve Koruma Altındaki Durumu
Osmanlı döneminde içerisinde 6 tekke, 3 cami, 7 çeşme, 2 okul, 1 hastane ve eski mezarlardan toplanan kemiklerin korunması amacıyla Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı belirtilen kemik mahzenleri (kemik havuzları) barındıran Karacaahmet, aynı zamanda muazzam bir taş işçiliği arşivine sahiptir. Şahide ve lahitlerin üzerindeki kitabeler, çiçek ve meyve motifleri, başlık tasarımları yatan kişinin cinsiyeti, rütbesi, mesleği ve yaşadığı dönem hakkında tarihi belgeler sunmaktadır. Zamanla yapılan yol yapımları, istimlakler (1917, 1940, 1956, 1974) ve yeni defin alanları açma çalışmaları nedeniyle ciddi tahribat yaşanmış olsa da, mezarlıkta yer alan en eski mezar taşı 1520 tarihli Şeyh Hamdullah Efendi'ye aittir. Anadolu Yakası'nın bu en büyük tarihi yeşil alanının korunması amacıyla mezarlık alanı, 1991 yılında doğal ve tarihi SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.