Karaağaçtepe Höyüğü'nün Konumu ve Yapısı
Karaağaçtepe Höyüğü, Çanakkale il merkezinin güneybatısında, Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir Köyü'nün yaklaşık 3 kilometre kuzey-kuzeydoğusunda yer almaktadır. Morto Koyu'na 1 kilometre mesafede, Kirte Deresi'nin sağ tarafında konumlanan höyük, 100 metre çapında ve 8 metre yüksekliktedir. Günümüzde sahilden 1 kilometre kadar içeride yer alan höyüğün, iskan edildiği dönemde deniz kenarında olduğu belirtilmektedir. Tepe, bazı kaynaklarda Heinrich Schliemann'ın tanımlamasına dayanılarak Protesilaos Tümülüsü adıyla da bilinmektedir.
Arkeolojik Kazılar ve Araştırma Tarihi
Höyükteki ilk kazı çalışmaları, buranın bir tümülüs olduğu düşüncesiyle 1882 yılında Heinrich Schliemann tarafından 2,5 metrelik bir yarma şeklinde yapılmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından, 1921-1923 yılları arasında Fransız işgal kuvvetlerinin gözetiminde R. Demangel başkanlığında bir kazı daha gerçekleştirilmiştir. Bu kazılarda ortaya çıkarılan az sayıda çanak çömlek buluntusu İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne teslim edilmiştir. Höyük, 1982 yılında Mehmet Özdoğan başkanlığında Gelibolu Yarımadası Yüzey Araştırmaları sırasında, 2008 yılında ise Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nden Onur Özbek tarafından yürütülen yüzey araştırmaları kapsamında yeniden incelenmiştir.
Kültür Dolgusu ve Tabakalanma
Karaağaçtepe Höyüğü'nün yürütülen kazılar, 11,5 metrelik kalın bir kültür dolgusunun varlığını ortaya koymuştur. Bu dolgunun en üstündeki 1,5 metre kalınlığındaki tabaka Bizans Dönemi'ne tarihlenmektedir. Bunun altında yer alan ve prehistorik çağlara tarihlenen dört ana tabakadan en alttaki 1. tabaka Kalkolitik Çağ'a (Kumtepe Ib), 2. tabaka Erken Tunç Çağı I. evreye (Troya I), 3. ve 4. tabakalar ise yine Erken Tunç Çağı'na (Troya II) tarihlenmektedir. Ayrıca Mehmet Özdoğan, en alt Kalkolitik tabakanın altında Neolitik ya da Erken Kalkolitik yerleşimlerin olabileceğini ileri sürerken, Onur Özbek de höyük eteklerinde Neolitik Çağ çanak çömlekleri bulmuştur.
Tarih Öncesi Dönem Buluntuları
Alt tabakalarda ele geçen yontmataş ve sürtmetaş malzemeler, höyüğün en eski dönemlerine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Mehmet Özdoğan araştırmalarında obsidiyen ve çakmak taşından mikrodilgilere ulaştığını belirtmiş, Onur Özbek ise siyah jasperden üretilmiş mikrodilgilere rastlamıştır. Bulunan mikrodilgiler bir Neolitik Çağ yerleşimine işaret etmektedir. Onur Özbek, ele geçen buluntuların Hoca Çeşme ve Aşağı Pınar malzemelerine benzerliğinden yola çıkarak, Karaağaçtepe'nin alt tabakalarının Orta ya da Geç Neolitik Çağ'a tarihlenebileceğini ifade etmiştir.