Mersin’in Erdemli ilçesinde, doğanın ve insanlık tarihinin en büyüleyici kesişim noktalarından biri olan Kanlıdivane Antik Kenti (Kanytelis), ziyaretçilerine zamansız bir yolculuk sunmaktadır. MÖ 3. yüzyıla dayanan tarihiyle Olba Krallığı’nın kutsal yerleşim yeri olan bu kent, 30 metre derinliğindeki devasa bir karstik obruğun etrafında şekillenmiştir. Helenistik Dönem, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu dönemlerinde kesintisiz yerleşim gören kent, hem dini bir merkez hem de önemli bir tarım üssü olarak tarihe damgasını vurmuştur.
Gizemli Obruk ve Kanlıdivane İsminin Kökeni
Kentin en çarpıcı ve merkez belirleyici unsuru hiç şüphesiz bu devasa doğal obruktur. Tarih boyunca bu derin çöküntünün tanrısal bir güç taşıdığına inanılmış ve dini törenler için kutsal bir merkez olarak kullanılmıştır. Ünlü tarihçi Semavi Eyice’ye göre, 'Kanlıdivane' adının kökeni antik ismi olan 'Kanytelis'ten veya obruğun iç duvarlarında yağmur sularıyla kırmızı toprağın oluşturduğu kabartma tonlarından gelmektedir. Bir başka rivayet ise Roma döneminde suçluların bu obruğa atılarak vahşi hayvanlara yem edilmesi ve bu yüzden 'kanlı' lakabını almasıdır.
Tarihi Kule, Eşsiz Kaya Kabartmaları ve Zeytinyağı Atölyeleri
Kanlıdivane’de günümüze ulaşan en eski yapı, MÖ 2. yüzyılda inşa edilen ve Tanrı Zeus’a adanan görkemli kuledir. Kitabesine göre bu kule, Olbalı rahip krallardan Tarkyaris’in oğlu Teukros tarafından yaptırılmıştır. Obruğun iç duvarlarındaki kaya kabartmaları ise sanat tarihi açısından eşsizdir; burada Armaronxas ailesini tasvir eden beş satırlık yazıtlı bir niş ile askeri gücü temsil eden bir Kilikya savaşçısı yer alır. Ayrıca kent genelinde tespit edilen 15 büyük zeytinyağı üretim atölyesi, buranın Geç Antik Çağ’da bölgenin en önemli ticari ve zeytinyağı üretim merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir.
Anıtsal Nekropoller ve Kraliçe Aba Mezarı
Kentin çevresinde üç büyük nekropol alanı bulunmaktadır. En dikkat çekeni, yüksek bir tepede yer alan ve Kraliçe Aba’nın eşi ile oğulları için yaptırdığı anıtsal tapınak mezarı barındıran kuzey nekropolüdür. Kentin bir kilometre güneybatısındaki Çanakçı nekropolü ise kaya mezarları ve detaylı figüratif kabartmaları ile ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken alandır. Eşsiz akustiğiyle günümüzde Uluslararası Mersin Müzik Festivali konserlerine de ev sahipliği yapan bu büyülü antik kent, mutlaka görülmesi gereken Akdeniz hazinelerinden biridir.