Konya'nın köklü geçmişe sahip ilçelerinden biri olan Kadınhanı, tarihi ve coğrafi zenginlikleriyle İç Anadolu Bölgesi'nde mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Eski adı Saideli olan bu tarihi yerleşim yeri, 1928 yılında Raziye Hatun tarafından yaptırılmış olan meşhur taş handan esinlenilerek bugünkü adına kavuşmuştur. Kadınhanı, geçmişten günümüze taşıdığı bu eşsiz tarihi miras ve kültürel doku ile bölgenin en önemli turizm noktalarından biridir.
Kadınhanı'nın Coğrafi Özellikleri ve Doğal Yapısı
Kadınhanı, Konya il merkezinin 58 km kuzeybatısında, deniz seviyesinden ortalama 1.117 metre yükseklikte yer almaktadır. Toplam yüzölçümü 1.568 km² olan ilçenin güney ve doğu kesimleri dağlık olup, orta kesimleri ise geniş ovalardan oluşmaktadır. İlçenin güney kısmında ihtişamıyla yükselen Sultandağları yer alırken, kuzey kesimlerinde ise düz ve verimli ovalar uzanmaktadır. Bölgede Miosen-Pliosen yaşlı karasal çökeller ve göl kireçtaşları yaygın olarak görülmekte olup; kırmızı kestane renkli, kahverengi, alüvyal ve kırmızı kahverengi toprak tipleri mevcuttur.
Zengin Akarsu Kaynakları ve Orman Varlığı
Doğal güzellikleriyle dikkat çeken ilçede su kaynakları da oldukça zengindir. Bölgeyi besleyen başlıca akarsular; Kestel Deresi, Yeniçıktı Deresi, Çaldere Suyu, Kökez Deresi, Suçıktı Deresi, Bostanlık Deresi, Kolukısa Deresi ve Çubuk Deresi olarak sıralanmaktadır. Ovalık alanlarda hakim olan step (bozkır) bitki örtüsü, dağlık kesimlere doğru gidildikçe yerini karaçam, ardıç ve meşe ağaçlarına bırakarak doğaseverlere eşsiz manzaralar sunmaktadır.
Kadınhanı'na Ulaşım ve Bölge Ekonomisi
Kadınhanı'na ulaşım oldukça kolaydır; ilçe Konya'nın batısında, hareketli bir hat olan Konya-Afyon karayolu üzerinde yer almaktadır. Konya il merkezine yaklaşık 50 km mesafede bulunan ilçeye bu karayolu üzerinden rahatlıkla ulaşım sağlanabilmektedir. Doğu sınırında Sarayönü, güneyinde Selçuklu ve Derbent, batı ve kuzeyinde ise Ilgın ile Yunak ilçeleriyle komşu olan bölge, stratejik konumuyla da dikkat çekmektedir. İlçede yerel halk geçimini büyük ölçüde tarım ve hayvancılıkla sağlamakta olup, özellikle geniş ovalarda yapılan ayçiçeği ekimi son derece yaygındır.