Zeyrek Camii ve Pantokrator Manastırı Tarihi
İstanbul'un Fatih ilçesine bağlı Fazilet Sokağı'nda yer alan ve Haliç'e bakan Zeyrek Camii (Pantokrator Manastırı), iki eski Bizans kilisesi ve birleştirilmiş bir şapelden oluşmaktadır. Ayasofya'dan sonra İstanbul'da ayakta kalan en büyük Bizans dinî yapısı olan bu eser, Konstantinopolis'teki Orta Bizans mimarisinin en önemli örneklerinden birini temsil eder. İmparator II. İoannis’in eşi İmparatoriçe Macaristanlı İrini tarafından 1124 yılı dolaylarında inşasına başlanan manastır kompleksi, zamanla genişletilerek yekpare bir yapı haline getirilmiştir.
İmparatorluk Mozolesi ve Latin İstilası
Kompleksin inşası, İmparatoriçe İrini'nin 1134 yılındaki ölümünden sonra II. İoannis'in ilk kilisenin kuzeyine inşa ettiği yeni bir kilise ve en geç 1136 yılında bu iki yapının ortasına eklenen mezar şapeli ile tamamlanmıştır. Yapı, zamanla Komnenos ve Paleologos hanedanlarının imparatorluk mozolesi haline gelmiş ve Havariyyun Kilisesi'nden sonra en fazla Bizans imparatorunun defnedildiği yer olmuştur. Dördüncü Haçlı Seferi döneminde Latin Katolik din adamlarının makamı haline gelen manastır, 1261 yılında İstanbul'un yeniden ele geçirilmesiyle tekrar Ortodoks rahiplerin himayesine geçmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Molla Zeyrek Efendi
İstanbul'un fethinin ardından Pantokrator Manastırı'nın keşiş hücreleri medreseye çevrilmiş ve şehrin Osmanlı dönemindeki ilk eğitim kurumu olarak hizmet vermiştir. Medresenin ilk müderrislerinden biri olan Molla Zeyrek Efendi, camiye günümüzdeki ismini vermiştir. 1470 yılında Fatih Külliyesi'nin tamamlanmasıyla medrese taşınmış ve hücreler zamanla yok olmuştur. 18. yüzyıldaki yangın ve depremlerle tahrip olan yapı, III. Mustafa döneminde geniş bir onarım geçirmiş, son olarak 2009-2019 yılları arasında tamamlanan restorasyonla yeniden ziyarete açılmıştır.
Mimari Özellikleri ve Süslemeleri
Bizans mimarisine özgü gömme tuğla tekniğiyle inşa edilen yapıda, harç katmanlarının kalınlığı tuğla katmanlarının yaklaşık üç katı kadardır. Güney ve kuzey kiliseleri haç planlı olup, merkezî kubbelere ve yedi kenarlı çokgen apsislere sahiptir. Yapının zemininde yer alan, insan ve hayvan figürleriyle süslü renkli mermerden yapılma opus sectile zemin günümüzde modern bir halının altında gizlidir. Günümüzde yalnızca güney kısmı cami olarak kullanılan bu eşsiz yapı, Orta Bizans mimarisinin İstanbul'daki en iyi korunmuş temsilcisidir.