Bizans Dönemi ve Tarihçesi
İstanbul'un Fatih ilçesinde yer alan Fenari İsa Camii, Bizans döneminde Lips Manastırı Kilisesi (Kuzey Kilise) adıyla inşa edilmiştir. 908 yılında Bizanslı amiral Konstantinos Lips, dönemin imparatoru VI. Leon huzurunda bir manastır inşaatı başlatmıştır. Yapı, eski Bayrampaşa Deresi (Lycus Irmağı) çevresindeki vadide, o dönemde Merdosangaris olarak adlandırılan bölgede konumlanmış ve Bakire Theotokos'a adanmıştır. Typikon adı verilen kuruluş ve yönetim kitabında, kilisede 50 kadın din görevlisinin bulunduğu ve 15 yataklı bir hastanenin hizmet verdiği kaydedilmiştir. Eski bir Roman mezarlığının mezartaşları kullanılarak 6. yüzyıldan kalma başka bir kilisenin kalıntıları üzerine kurulan yapıda, Ortodoks azizelerinden Azize İrini'nin kutsal emanetleri de saklanmıştır.
Dördüncü Haçlı Seferi sonrasında Bizans İmparatorluğu kendini toparlarken, 1286 ile 1304 yılları arasında İmparatoriçe Theodora Palaiologina, ilk kilisenin güneyine Yahya peygambere adanmış yeni bir kilise (Güney Kilise) yaptırmıştır. Paleologos hanedanının ileri gelen üyelerinin gömüldüğü bu kilisede İmparatoriçe Theodora'nın yanı sıra oğlu Konstantinos, İmparatoriçe Montferratlı İrini ve eşi İmparator II. Andronikos'un mezarları yer alır. 14. yüzyılda yapıya narteks ve pareklezyon eklenmiş, hanedan üyelerini buraya gömme geleneği 15. yüzyılda da sürmüştür. VIII. İoannis'in eşi Moskovalı Anna da veba salgını paniği yaratmamak amacıyla öldüğü gece burada toprağa verilmiştir. Yapının 1453 yılındaki fetihten sonra da mezarlık olarak kullanılmaya devam ettiği sanılmaktadır.
Osmanlı Dönemi ve Dönüşüm Süreci
İstanbul'un fethinden sonra, II. Bayezid'in hükümdarlığı döneminde (1497-1498 yıllarında) yapının Güney Kilise bölümü, Molla Fenari'nin yeğeni Rumeli kadıaskeri Fenarizade Alaaddin Ali bin Yusuf Efendi tarafından mescite çevrilmiştir. Yapıya bir minare eklenmiş, yarım kubbelerden biri ise mihraba dönüştürülmüştür. Camiye, medresenin başhatiplerinden İsa Efendi'nin adı verilmiştir. 1633 yılındaki yangında büyük hasar gören yapı, 1636 yılında Sadrazam Bayram Paşa tarafından onarılarak camiye, Kuzey Kilise ise tekkeye dönüştürülmüştür. Bu onarımda kolonlar payandalarla desteklenmiş, iki kubbe yeniden inşa edilmiş ve duvarlardaki mozaikler sökülmüştür. 1782 yangınında tekrar hasar gören yapının bir sonraki onarımı 1847-1848 yıllarında yapılmış; bu sırada narteksteki yarımduvarlar kaldırılmıştır. 1918 yangınından sonra boşaltılan yapı, cumhuriyetin ilanından sonra 1929 yılında yapılan kazılarda 22 adet lahit barındırdığı saptanmıştır. Yapı, 1970 ve 1980'lerde Amerika Bizans Topluluğu tarafından kapsamlı bir bakımdan geçirilmiştir.
Mimari Özellikleri ve Ulaşım
Kuzey Kilise, ana binanın dört köşesinde ve tam ortasında birer kolona sahip olan veamp; beşnoktasal yapı tarzı olarak adlandırılan mimarisiyle öne çıkar. İç kullanım alanı 13 metre uzunluğunda ve 9.5 metre genişliğindedir. Yapımında tuğla ve küçük sert taş bloklar bir arada kullanılmıştır. Merkez apsisin yanındaki apsisler diakonikon ve prothesis olarak değerlendirilmiştir. Yapının kubbesi, kubbeye dayanak görevi gören dört çatı duvarı üzerine oturtulmuş sekiz pencereli bir kubbedir.
Fenari İsa Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde, Vatan Caddesi (Adnan Menderes Bulvarı) üzerinde konumlanmaktadır. İstanbul Metrosunun M1 hattında yer alan Fatih-Emniyet ile Aksaray durakları arasındadır. Toplu taşıma ile gitmek isteyenler İETT'nin İskenderpaşa ya da Oğuzhan duraklarını kullanarak yapıya kolayca ulaşım sağlayabilirler.