Gül Camii'nin Tarihi ve Kökeni
Gül Camii veya diğer adıyla Azize Teodosya Kilisesi, İstanbul'un Ayakapı semtinde bulunan, Bizans İmparatorluğu döneminden kalma ve fetihten sonra camiye dönüştürülmüş tarihî bir yapıdır. Yapım tarihi ve Bizans dönemindeki adı hakkında kesin belgeler bulunmamakla birlikte, yapının 10. ya da 11. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bizans tarafından inşa edilen en yüksek kilise olarak bilinen bu mabedin, İkonoklazm akımı sırasında Büyük Saray'ın Halki Kapısı üzerindeki İsa ikonasının indirilmesine karşı çıktığı için öldürülen Theodosia adlı kadının kutsal emanetlerini barındırdığına ve bu nedenle Aya Theodosia Kilisesi olduğuna inanılmaktadır.
Fetihten Sonraki Dönüşüm ve Gül İsminin Kaynağı
İstanbul'un fethinin ardından bir süre tersane deposu olarak kullanılan yapı, I. Beyazıt döneminde (1482-1512) camiye dönüştürülmeye başlanmıştır. Caminin "Gül" adıyla anılmasına dair farklı tarihî rivayetler mevcuttur. Bir anlatıya göre, Türkler İstanbul'u fethettiklerinde Theodosia yortusu nedeniyle kiliseyi güllerle süslenmiş olarak bulmuş ve bu sebeple yapıya "Gül" adını vermişlerdir. Diğer bir rivayete göre ise camide kabri bulunan Gül Baba adlı bir zat nedeniyle bu isim verilmiştir. Ayrıca IV. Murat dönemindeki tamirat sırasında kubbe ve çevresinin güle benzemesinden ötürü bu ismin verildiği de iddia edilmektedir.
Mimari Özellikleri ve Dış Cephe Detayları
Gül Camii, yüksek tonozlu bir bodrum üzerine inşa edilmiş olup, bu bodrum Bizans döneminde depolama, ticaret, sivil idare veya sosyal etkinlikler gibi din dışı faaliyetler için kullanılmıştır. Yapının dış cephesinde, harç tabakasının tuğla tabakasından yaklaşık üç kat kalın olduğu, orta dönem Bizans mimarisine özgü "geri çekilmiş tuğla" tekniği kullanılmıştır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan yapı, kapalı haç planına sahiptir. Günümüzde yapının kubbesi son derece basık ve sekizgen kasnaklıdır. Penceresiz merkezi kubbe ile onu taşıyan geniş sivri kemerler Osmanlı dönemine ait olup, orijinal kubbenin pencerelerle delinmiş yüksek bir tamburla taşındığı düşünülmektedir.
İç Mekan Yapısı ve Kutsal Hücre
Camiye giriş, beşik tonozla örtülü alçak bir nartekse açılan ahşap bir sundurma ile sağlanır. Galerilerle çevrili olan yüksek nef, kare sütunlar üzerindeki üçlü kemerlerle desteklenmektedir. Yapının doğu kubbe sütunlarının her birinin içine küçük bir oda oyulmuştur. Bu odalardan güneydoğuda olanı, Osmanlı'da kutsal kabul edilen Gül Baba'nın mezarını barındırır. Odanın girişinde Osmanlı Türkçesiyle yazılmış "Havarinin mezarı, İsa'nın öğrencisi. Huzur onunla olsun" ifadesi yer alır.