Eminönü'nün Tarihi Mirası: Ahi Çelebi Camii
İstanbul'un Fatih ilçesine bağlı Eminönü semtinde yer alan Ahi Çelebi Camii, bölgenin tarihi dokusunu yansıtan en önemli yapılardan biridir. Halk arasında "Kanlıfırın Mescidi" ve "Yemişçiler Camii" olarak da bilinen bu tarihi ibadethane, İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin hemen arkasında, Zindan Han yakınında ve Yoğurtçular sokağında konumlanmaktadır. İnşa tarihi tam olarak bilinmese de 16. yüzyıla tarihlenen yapı, yüzyıllar boyunca birçok doğa olayı ve yangına tanıklık etmiştir.
Caminin Banisi: Hekimbaşı Ahi Mehmet Çelebi
Cami, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde yaşamış ve iki kez hekimbaşılık görevini üstlenmiş olan ünlü Türk tabibi Ahi Mehmet Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Kaynaklarda adı Ahmet veya Mahmud olarak da geçen banisinin şöhret bulduğu isim Ahi Çelebi'dir. Babası da Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid dönemlerinin tanınmış hekimlerinden Tebriz ya da Şirvan kökenli Mevlana Kemal olan Ahi Çelebi, tıp eğitimini babasından almıştır. Doksan yaşını aşmışken hac ibadeti dönüşünde Kahire'de vefat eden hekim, İmam Şâfiî'nin kabrinin yakınlarına defnedilmiştir.
Mimar Sinan'ın Dokunuşu ve Tarihsel Süreç
Tezkiretü'l-Ebniye ve Tezkiretü'l-Bünyan adlı eserlerde ünlü Osmanlı başmimarı Mimar Sinan'ın eserleri arasında zikredilen cami, tarih boyunca büyük badireler atlatmıştır. İlk olarak 1539 yılında, ardından 1653 yılında çıkan yangınlarla iki kez yanan yapı, 1892 yılındaki büyük İstanbul depreminde de büyük hasar görmüştür. Uzun yıllar harap vaziyette kalan yapı, 1990'lı yıllarda restorasyona alınarak yeniden faaliyete geçirilmiştir.
Mimari Yapısı ve Evliya Çelebi'nin Rüyası
Mimari açıdan dikdörtgen planlı bir şemaya sahip olan Ahi Çelebi Camii, ikişer kemerle desteklenen tek bir ana kubbe ile örtülmüştür. Taş ve tuğla malzeme kullanılarak inşa edilen yapının kubbe kasnağı, sağlamlığı artırmak amacıyla demir bir çember ile çevrelenmiştir. Giriş kapısına merdivenlerle ulaşılan caminin minaresi de restorasyon çalışmaları esnasında tamamen yenilenmiştir. Caminin en önemli yönlerinden biri, Evliya Çelebi'nin "şefaat ya Rasulullah" yerine "seyahat ya Rasulullah" rüyasını burada görmüş olmasıdır. Bu yönüyle cami, İstanbul folklorunda ayrı bir yer tutar.