İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde yer alan Osmanlı Camii, köklü geçmişi ve mimari dönüşüm öyküsüyle dikkat çeken tarihi bir yapıdır. İlk olarak 1595 yılında Horasan şeklinde inşa edilen yapının mimarı bilinmemektedir. Bölgeye Rumların yerleşmesiyle birlikte kilise olarak inşa edildiği düşünülen yapı, uzun yıllar bu şekilde kullanıldıktan sonra, 1991 yılında Anıtlar Genel Müdürlüğünden alınan resmi izinle camiye dönüştürülerek ibadete açılmıştır.
Mimari Özellikleri ve Yapısal Detayları
Osmanlı Camii; İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, Merkez Mahallesi'nde, 1464 m² genişliğinde bir arsa alanı içerisinde yer almaktadır. Günümüzde tek katlı ve kaba yönü taş örgülü bir mimariye sahip olan yapının üzeri Marsilya kiremitli bir çatı ile örtülüdür. Yapının temelden inşa edilmiş olan betonarme minaresi ise bisiklet fabrikası Salcano tarafından yaptırılmıştır. Dökme beton merdivenlerle şerefesine ulaşılan bu minare ve caminin iç kısmı, 2006 yılında yapılan düzenleme, ekleme ve boyama çalışmalarıyla yenilenmiştir.
Cami Avlusu ve Giriş Kapıları
Geniş avluya sahip olan ibadethaneye ulaşım için Akşemsettin Caddesi ve Yıldırım Beyazıt Caddesi üzerinde olmak üzere iki farklı giriş kapısı bulunur. Akşemsettin Caddesi tarafındaki kapıdan merdivenlerle inilerek ulaşılan avlunun sol kısmında; sonradan inşa edildiği bilinen şadırvan, tuvaletler ve çay ocağı yer almaktadır. Caminin kendisine ait ise batı cephesinde (ön), güney cephesinde (sağ yan) ve kuzey cephesinde (sol yan) olmak üzere toplam üç adet giriş kapısı mevcuttur.
Dönüşüm Süreci ve Restorasyon Çalışmaları
Kilisenin camiye dönüştürülmesi aşamasında cemaatin de yardımlarıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Kilise dönemine ait bölümler yıkılmış veya cami kullanımına uygun hale getirilmiştir. Oval tasarımlı papaz yerinin önüne duvar çekilerek imamın vaaz kürsüsü oluşturulmuş, çekilen duvara açılan kapıyla bu alan imamın giysi değiştirme odasına dönüştürülmüştür. Kıble yönüne bakan kısımda bir kaldırım yüksekliğinde zemin hazırlanarak imamın namaz kıldırdığı mihrap eklenmiştir. Eski bahçe girişindeki tuvaletler yıkılarak yeni bir bahçe girişi kazandırılmış, yıkık bahçe duvarları cemaatin katkılarıyla onarılmış veya yeniden inşa edilmiştir.
Tarihi yapının statik güvenliği için İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinden Y. İnşaat Mühendisi Prof. Dr. Feridun Çılı tarafından bir taşıyıcı sistem raporu hazırlanmıştır. Bu rapor doğrultusunda gerçekleştirilen restorasyonda, yapının kuzey ve güney hatlarında oluşan çatlak ile ayrılmalara karşı önlem olarak, saçak kotundaki duvar üzerine paslanmaz hatıl detayı uygulanmıştır. Duvarlardaki çatlaklar genişliklerine göre değerlendirilerek, özgün harç karışımına uygun enjeksiyon yöntemiyle sağlamlaştırılmıştır.