İnebolu, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Kastamonu iline bağlı, geleneksel yerli mimarinin eşsiz örneklerini barındıran tarihi bir Karadeniz liman şehridir. Karadeniz kıyısındaki stratejik konumu ve köklü geçmişiyle bölgenin en önemli yerleşim birimlerinden biri olan ilçe, zengin kültürel mirası ve tarihi limanıyla dikkat çekmektedir.
Antik Dönem ve İnebolu'nun Kökenleri
İnebolu çevresindeki ilk yerleşimlerin kesin tarihi bilinmemekle birlikte, antik kentin kökenleri MÖ 3. yüzyıla kadar uzanmaktadır. İlk olarak Sinope'ye bağlı bir emporion (ticaret merkezi) olarak kurulan şehir, "Abonu'nun Duvarları" anlamına gelen Abonuteikhos adını almıştır. MÖ 64 yılında Roma egemenliğine giren yerleşim, MS 2. yüzyılda Roma İmparatoru Marcus Aurelius veya Antoninus Pius döneminde "İyonya kenti" anlamına gelen Ionopolis adını almıştır. Kent antik dönemde, Apollon'un yılan formunda yeniden doğduğuna inanılan Glykon kültüne ve sahte peygamber olarak bilinen Abonuteikhoslu Aleksandros'a ev sahipliği yapmıştır.
Türk-İslam Dönemi ve Osmanlı Hakimiyeti
1071 Malazgirt Savaşı'nın ardından Anadolu'ya yayılan Türk Selçuklu Beylerinden Emir Karatekin, 1084-1085 yıllarında bölgeyi Türk hakimiyeti altına almış ve kentin adı Selçuklu döneminde günümüzdeki halini almıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasıyla önce Çobanoğulları, ardından Candaroğulları Beyliği sınırlarında kalan İnebolu, 1383 yılında I. Murad döneminde Osmanlı Devleti'ne katılmıştır. Ankara Muharebesi sonrası geçici olarak tekrar Candaroğulları'na geçse de, 1461 yılında beyliğin tamamen Osmanlı'ya katılmasıyla kesin olarak Osmanlı idaresine girmiştir. 1496 tarihli Sultan II. Bâyezid İmâreti Hudûdnâmesi'nde Kastamonu sancağının Küre kazasına bağlı 21 köy ve 1 mezralı bir nahiye olarak kaydedilmiştir. Dönemin ünlü İspanyol seyyahı Clavijo, 1404 yılında uğradığı İnebolu'nun kaliteli kerestelerinden övgüyle bahsetmiştir. 19. yüzyıl sonlarında Kafkasya göçmenlerinin de yerleştirildiği İnebolu, 1880 ve 1885 yıllarında iki büyük yangın atlatmış; sonrasında padişah II. Abdülhamid döneminde, Kastamonu Valisi Abdurrahman Paşa'nın hazırlattığı planlarla modern bir mimari düzenle yeniden inşa edilmiştir.
Milli Mücadele Dönemi ve İstiklal Madalyası Destanı
Milli Mücadele sırasında stratejik bir liman olarak hayati bir rol üstlenen İnebolu, İstanbul ve SSCB'den gelen cephane ile Anadolu'ya geçmek isteyenlerin ana giriş kapısı olmuştur. Bu durumu engellemek isteyen Yunan zırhlıları Panter ve Kılkış, 9 Haziran 1921'de İnebolu'yu bombalamış; ancak cephaneler İkiçay mevkisine taşınarak korunmuştur. Bu kahramanlık günü her yıl 9 Haziran'da kutlanmaktadır. İnebolu kayıkçılarının (Mavnacılar Loncası) yaşlı, genç, çocuk ve kadın demeden cephaneleri omuzlarında ve kağnılarla İnebolu-Küre-Seydiler-Kastamonu yolu üzerinden Ankara'ya taşıması, TBMM tarafından takdir edilmiştir. 11 Şubat 1924'te İnebolu Mavnacılar Loncası şahsında tüm İnebolu halkına meclis tarafından Beyaz Şeritli İstiklâl Madalyası verilmiş ve İnebolu, Türkiye'nin ilk ve tek İstiklal Madalyalı ilçesi olmuştur. Ayrıca Atatürk'ün önerisiyle TBMM tarafından ilçeye "yiğit" unvanı verilmiştir.
Cumhuriyet Dönemi ve Mübadele
Cumhuriyet'in ilanının ardından, 1923 yılında yapılan nüfus mübadelesiyle İnebolu ve çevresinden yaklaşık 2000 Rum Yunanistan'a göç etmiştir. Mübadele sonrasında ilçede Rum nüfusu kalmamış ve köylerin Rumca isimleri Türkçeleştirilmiştir. Göç eden Rumların torunları ilerleyen yıllarda geçmişin izlerini sürmek için ilçeyi ziyaret etmiştir.