Türkiye'nin Üç Ülkeye Sınır Kapısı: Iğdır
Türkiye'nin en doğusunda, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum - Kars Bölümü'nde konumlanan Iğdır, coğrafi ve kültürel açıdan son derece özel bir yere sahiptir. Ermenistan, Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ve İran ile komşu olan kent, Türkiye'nin üç farklı ülkeyle sınır paylaşan tek ilidir. Ayrıca, ülkemizin en yüksek noktası olan görkemli Ağrı Dağı'nın yüzölçümünün üçte ikisi, Iğdır'ın merkez ilçesine bağlı Suveren köyünün sınırları içerisinde yer alarak kentin coğrafi değerini taçlandırmaktadır.
Mikroklima Alanı ve Yumuşak İklim Şartları
Deniz seviyesinden ortalama 850 metre yüksekliğe sahip olan Iğdır, etrafını saran Ağrı Dağı gibi devasa yükseltiler sayesinde Doğu Anadolu'nun genelindeki sert karasal iklim şartlarından etkilenmez. Bu korunaklı yapısı Iğdır Ovası'nda özel bir mikroklima ikliminin oluşmasını sağlamıştır. Yıllık ortalama sıcaklığın 11,6 °C olduğu kentte, kış mevsimi çevre illere göre çok daha yumuşak geçer. Ancak bu kuytu konum, kentin Türkiye'nin en az yağış alan bölgelerinden biri olmasına da yol açmıştır. Yarı kurak iklim şartları nedeniyle doğal bitki örtüsü bozkırlardan oluşur ve orman varlığı bakımından oldukça zayıftır.
Aras Havzası ve Verimli Ova Toprakları
Iğdır ili tamamen Aras Nehri'nin havzasında yer alır. İl topraklarından geçerek Aras Nehri'ne dökülen önemli akarsular arasında batıda Gaziler Çayı ve Buruksu Çayı, doğuda ise Aşağı ve Orta Karasu çayları bulunur. Bölgedeki toprak yapısı da oldukça çeşitlidir; Tuzluca civarında bazaltik ve kahverengi topraklar görülürken, Iğdır Ovası'nda alüvyal topraklar, Doğu Iğdır ile Dil Ovası'nda ise tuzlu topraklar hakim durumdadır. Tarih öncesi dönemlerden beri yerleşim alanı olan ovanın sulanabilen kısımlarında endüstri bitkisi tarımı ve meyvecilik faaliyetleri gelişmiştir.
Sürmeli Sancağı'ndan Günümüze Nüfus Yapısı
Iğdır'ın tarihi boyunca nüfus yapısı son derece devingen olmuştur. Çaldıran Muharebesi sonrasında bölgedeki güvenliği sağlamak amacıyla çeşitli Kürt aşiretleri (örneğin 1700'lerde Hakkari'deki Pinyanişî aşiretinden kopan Gêloîler) buraya yerleşmiştir. 1828 ile 1918 yılları arasında Rus İmparatorluğu idaresi altında Sürmeli kazası (Surmalu uezd) adıyla yönetilen bölgede Azeriler (Rus kayıtlarında 'Tatarlar'), Ermeniler ve Kürtler bir arada yaşamıştır. 1897 yılı Rus genel nüfus sayımında Sürmeli Çukuru'ndaki nüfusun %46,5'ini Tatarlar, %30,4'ünü Ermeniler, %21,4'ünü Kürtler ve %1,6'sını Slavlar oluştururken, 1916 yılı Kafkas Takvimi verilerinde bölgenin çoğunluğunu Şii Müslümanların oluşturduğu ve onları Ermeniler, Kürtler ve Yezidiler'in izlediği kaydedilmiştir.