Hypaipa Antik Kenti (Grekçe: Ὕπαιpa), antik Lidya bölgesinde, Kaystros (Küçük Menderes) Nehri'nin kuzey kıyısına yakın ve Efes'ten yaklaşık 67 kilometre uzaklıkta konumlanmış tarihi bir şehir ve piskoposluk merkezidir. Günümüzde İzmir ilinin Ödemiş ilçesine bağlı Günlüce köyü (eski adıyla Datbey veya Tapaı) sınırları yakınında, Ödemiş kasabasının 4 kilometre kuzeybatısında yer alır. Kentin ismi, güney etekleri Tmolus Dağı (Bozdağlar) ile birleşen Aipos Dağı'nın eteklerinde kurulmuş olmasından türetilmiştir. Sardis ile Efes arasındaki antik rota üzerinde stratejik bir konumda bulunan bu tarihi yerleşimin kalıntıları, ilk olarak Fransız araştırmacılar Esprit-Marie Cousinéry ve Charles Texier tarafından tespit edilmiş; 1892 yılında ise Osmanlı hükümeti adına Demostene Baltazzi tarafından yürütülen kazı çalışmalarıyla bilimsel olarak doğrulanmıştır.
Hypaipa'nın Tarihsel Serüveni
Tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Hypaipa, MÖ 88 yılında Pontus Kralı VI. Mithridatis'in Roma etkisine karşı başlattığı ve on binlerce Romalının katledildiği "Asya Vesperleri" (Asiatic Vespers) döneminde büyük zarar görmüştür. Roma İmparatorluğu döneminde ise İmparator Tiberius devrinde (MS 14–37) imparatora tapınım amacıyla inşa edilecek tapınağın yeri için aday gösterilmiş, ancak önemsiz ve küçük bir yerleşim yeri olduğu gerekçesiyle bu başvurusu reddedilmiştir. Romalı şair Ovidius da eserlerinde bu durumdan bahsederek Sardis kentini "küçük Hypaepa" olarak andığı bu yerleşimle karşılaştırmıştır. Kentte basılan ve İmparator Gallienus dönemine (MS 3. yüzyıl) kadar uzanan antik sikkeler, şehrin bu dönemlerdeki ekonomik varlığını kanıtlamaktadır.
Bizans Dönemi ve Kültürel Zenginlik
Hypaipa, Bizans İmparatorluğu döneminde bünyesinde barındırdığı çok sayıdaki kilise yapısıyla zenginleşip geliştiğini göstermektedir. Antik çağda kentte kök boyaları üretilmiş, dokumacılık faaliyetleri yürütülmüş ve safran adıyla bilinen özel bir parfüm imal edilmiştir. Efes ve Sardis yollarının üzerinde bulunması sayesinde ticari canlılığını MS 16. ve 17. yüzyıllara kadar sürdürmeyi başaran kent, bu tarihten sonra Otamış Oymağı olarak bilinen Türkmen göçebelerinin bugünkü Ödemiş bölgesine yerleşmesiyle önemini yavaş yavaş kaybetmiştir.
Mitoloji, Din ve Sosyal Yaşam
Mitolojik açıdan oldukça zengin hikayelere sahip olan Hypaipa'da, kadınların tanrıça Afrodit'ten güzel bir beden yapısı ile dans etme yeteneği armağan aldığı rivayet edilirdi. Romalı şair Ovidius, ünlü mitolojik figür Arakne'nin örümceğe dönüşmeden önce burada yaşadığını belirtmiştir. Ahameniş İmparatorluğu döneminden kalan etkilerle kentte Pers tanrıçası Anahita'ya (Artemis Anaitis veya Pers Artemis'i) tapınılmış, Roma döneminde ise bu tapınağın rahipleri Yunanca isimler taşımıştır. Tarihçi Pausanias, kentte gerçekleştirilen ve odunların sihirle tutuşturulduğu söylenen ilginç bir ateş kültü ritüelinden bahseder. Ayrıca şehirde bahçeler ve bağlar tanrısı Priapus'a adanmış bir tapınak ile Sardis sinagogundaki yazıtlardan anlaşıldığı üzere aktif bir Yahudi topluluğu da varlığını sürdürmüştür.
Piskoposluk ve Kilise Tarihi
Hristiyanlık döneminde Asia Prima eyaletinin metropolitliği olan Efes'e bağlı suffragan (yardımcı) bir piskoposluk merkezi olan Hypaipa, bu dini statüsünü 13. yüzyıla kadar korumuştur. Bizans İmparatoru II. İsaakios Angelos Komnenos döneminde metropolitlik seviyesine yükseltilen kentte tarih boyunca Mithres (325 İznik Konsili), Euporus (431 Efes Konsili), Julian (449 sinodu ve 451 Kalkedon Konsili), Anthony (680 Konstantinopolis Konsili), Theophylactus (787 İznik Konsili) ve Gregory (879 Konstantinopolis Konsili) gibi önemli piskoposlar görev almıştır. Katolik Kilisesi tarafından 1900'lerde itibari (unvanlı) bir piskoposluk makamı olarak yeniden ihya edilen kentte, Edward Gilpin Bagshawe, Augustin Henninghaus ve Raymond Aloysius Lane gibi unvanlı piskoposlar hizmet vermiştir.