Erzurum'un Tarih Kokan Köşesi: Hınıs
Erzurum ilinin güneydoğusunda yer alan Hınıs, şehrin en eski ve en köklü yerleşim alanlarından biridir. Coğrafi konumu, müstahkem mevkileri ve verimli arazileriyle tarih boyunca adeta bir mücadele alanı olan Hınıs, Erzurum nüfusunun yaklaşık %3,44'üne ev sahipliği yapmakta olup ilin en kalabalık 6. ilçesidir. Bölge, tarih sahnesinde Ermeni krallıkları, Persler ve Romalılar gibi büyük güçler arasında sürekli el değiştirerek önemli bir sınır karakolu görevi üstlenmiştir.
Antik Çağlardan Orta Çağ'a Ulaşan Mücadeleler
Uzun süre Perslerin ve ardından Bizans İmparatorluğu'nun hâkimiyetinde kalan Hınıs, 502-503 yıllarında Bizans egemenliğindeki Erzurum'un Sasaniler tarafından ele geçirilmesiyle benzer bir kaderi paylaşmıştır. 504 yılında Bizanslıların bölgeyi geri almasının ardından, Halife Osman zamanında 653 yılında Habîb b. Mesleme komutasındaki Arap kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Yıllar boyu Bizans orduları ve Arap kuvvetleri arasında defalarca el değiştiren yerleşim, Ağustos-Eylül 949 tarihlerinde Bizans kontrolündeyken, 1071 yılında Selçuklu hükümdarı Alparslan'ın kazandığı Malazgirt Muharebesi ile kesin olarak Selçuklu idaresine geçmiştir.
Beylikler Dönemi ve Moğol Hâkimiyeti
Selçuklu zaferinin ardından 1080 yılı dolaylarında Selçuklulara tabi olarak kurulan Saltuklu Beyliği sınırlarına dâhil olan Hınıs, bu beyliğin 1202 yılında yıkılmasıyla Anadolu Selçuklu Devleti egemenliğine katılmıştır. 1242 yılında Baycu Noyan komutasındaki Moğol ordusunun Erzurum'u istila etmesi ve 1243 Kösedağ Muharebesi ile bölgede Moğol hâkimiyeti kesinleşmiştir. İlhanlıların 1336 yılında dağılmasıyla birlikte bölgede beyliklerin egemenlik mücadeleleri başlamış; Erzurum ve çevresi sırasıyla Eretna Beyliği, Karakoyunlular ve Timurlular arasında el değiştirmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi ve Sancak Statüsü
14. yüzyılda Karakoyunlulara tabi olan Şerefoğulları sülalesinin etki alanında kalan bölge, ardından Akkoyunluların idaresine ve sonrasında Bitlis Prensliği himayesine girmiştir. Safevilerin egemenliği sırasında Pazuki aşireti beylerinden Çolak Halid Bey'in kontrolüne bırakılan Hınıs, Yavuz Sultan Selim'in 1514 yılındaki İran Seferi ile ilk kez Osmanlı hâkimiyetiyle tanışmıştır. Ancak inişli çıkışlı mücadeleler sonucunda, 1534 yılında Veziriazam Pargalı İbrahim Paşa komutasında düzenlenen Irakeyn Seferi ile bölgede kesin Osmanlı egemenliği tesis edilmiştir. Hınıs, 1537 tahririnde Bitlis sancağının bir nahiyesiyken, 1556 yılına gelindiğinde; Hınıs, Varto, Handırıs, Bulanık, Bilican, Suşehri, Göksu, Elmalu ve Malazgirt nahiyelerinden oluşan bağımsız bir sancak statüsüne kavuşmuştur.