İstanbul Boğazı'nın en zarif tarihi tanıklarından biri olan, Beykoz ilçesinde Anadolu Hisarı ile Kanlıca arasında konumlanan Hekimbaşı Yalısı (Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı), zengin geçmişi ve özgün mimarisiyle öne çıkmaktadır. Yalının ilk inşasının 1697 yılında Amcazade Hüseyin Paşa tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Tarihi yalı, ismini 1850'li yıllarda kendisini satın alarak genişleten, I. Abdülmecid dönemi hekimbaşılarından Hekimbaşı Salih Efendi'den almıştır. 1843 yılında Türkiye'nin ilk tıp okulundan mezun olan Hekimbaşı Salih Efendi, üç Osmanlı sultanının doktorluğunu yapmış, kentteki tüm tıbbi kuruluşları denetlemiş ve botanik merakı vesilesiyle ismi özel bir güle (Hekimbaşı Gülü) verilmiş çok yönlü bir hekimdir. Kendisinin 1865 yılında yayımlanan "İlm-i Hayvânât ve Nebâtât" adında bir çevirisi bulunmakta olup, bu eser 1872 yılındaki ikinci baskısında "Usul-i Menekıb-ı Tabiiyat" ismiyle basılmıştır.
Yalının Mimari Yapısı ve Bölümleri
Hekimbaşı Yalısı, 1.330 m² yüzölçümüne sahip geniş bir arsa üzerinde ahşap - bağdadi mimari üslupla inşa edilmiştir. Geçmişte kuzey kısmı selamlık, güney kısmı ise harem olan yalının selamlık bölümü 20. yüzyılın başlarında yıktırılarak tamamen bahçe haline getirilmiştir. Günümüze ulaşan harem kısmı ise ahşap çatılı olup; üç katlı, iki katlı ve tek katlı olmak üzere üç farklı yapı bloğundan meydana gelmektedir. Hekimbaşı ailesinin soyundan gelen üyeler günümüzde de bu tarihi yalıda yaşamlarını sürdürmektedirler.
Restorasyon Tarihi ve Gemi Kazası
Tarihi mirasın korunması adına yalıda dönem dönem çeşitli teknik müdahaleler gerçekleştirilmiştir. 1978 yılında yalının zamanla çürüyen ön cephesi, Taç Vakfı teknik gözetiminde yenilenmiştir. 1980'li yıllarda ise yapının denize doğru kayma gösterdiği tespit edilmiş ve bu duruma engel olmak amacıyla yalının ön kısmına boydan boya uzanan bir rıhtım inşa edilmiştir. Boğaziçi'nin bu eşsiz kültür varlığı, 7 Nisan 2018 tarihinde meydana gelen büyük bir gemi kazası sonucunda maalesef ciddi şekilde hasar görmüştür.