Samsun'un Tarih ve Şifa Dolu İlçesi: Havza
Samsun'un Amasya'ya komşu olan tarihi ilçesi Havza, zengin kültürel mirası ve binlerce yıllık şifa kaynağı kaplıcalarıyla öne çıkmaktadır. İlçe merkezi Samsun il merkezine 84 km uzaklıkta yer almakta olup, deniz seviyesinden yüksekliği (rakımı) 632 metredir. Toplam yüzölçümü 865 km² olan bu tarihi yerleşim yeri, 1925 yılında Amasya'dan ayrılarak Samsun iline bağlanmıştır. Havza, Paleolitik dönemden bu yana kesintisiz bir yerleşim geçmişine sahip olup Karadeniz Bölgesi'nin en önemli tarihi geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır.
Eski İsimleri ve Kökenine Dair İddialar
Havza adının kökeni hakkında tarih boyunca pek çok farklı iddia ortaya atılmıştır. Bir rivayete göre, Hititler döneminde Amasya valisi olan Kavuzhan'a atıfla bölgeye Kavza adı verilmiş ve bu isim zamanla halk dilinde Havza şeklini almıştır. Ancak Rum Pontuslular döneminden kalan haritalarda şehrin adının Khavza olarak geçmesi, bu ismin Rumcadaki söyleniş biçimi olma olasılığını güçlendirmektedir. Ünlü coğrafyacı Zekeriya bin Mahmut el Kazvini'nin yazmış olduğu Asar-ül Bilad adlı eserde, Miladi takvime göre 8 Ağustos 1050 (Pazartesi) yılında meydana gelen büyük bir deprem anlatılırken bu yerleşim Ancere (Hançere) adıyla anılmıştır. Depremde birçok bina yıkılmış, bir kilise sulara gömülmüş ve yer altından fışkıran sıcak sular 9 gün boyunca akarak bölgeyi etkilemiştir. Zübeyrzade Mehmet Fuat Efendi ise Yurdumuz Havza adlı eserinde kentin eski adının tam olarak bilinemediğini ifade etmiştir. Rum tarihçilerin kayıtlarına göre ise günümüz Havza yerleşiminin batı ve kuzey-batı yönünde Hititler, Pontuslular ve Romalıların hüküm sürdüğü büyük bir Çetrik (Çermik) yerleşimi bulunmaktaydı.
Roma'dan Günümüze Şifalı Kaplıcalar
Roma ve Bizans İmparatorlukları döneminde ünlü bir kaplıca beldesi olan Havza, o dönemlerde kaplıca kimliğini yansıtacak şekilde Thermee Phoseemeomitearem olarak anılmıştır. Antik dönemin en büyük coğrafyacılarından Amasyalı Strabon, meşhur eseri Geographika'da bu bölgeden sıcak su kaynaklarının bulunduğu yer anlamına gelen Phazemotis olarak bahsetmiştir. Osmanlı dönemine gelindiğinde ise ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinde bölge için Koze kazası ismi kullanılmıştır. 1524 yılından sonra resmi kayıtlarda yaygınlaşarak günümüze ulaşan Havza kelimesi, Arapça ve Farsçada dalmak, havz etmek, bir parça ya da ara gibi anlamlara gelmektedir. Kelimenin daha önceki resmi kullanımı ise Hevze ve Hevize şeklindedir.
Arkeolojik Miras ve Strabon'un Gözünden Havza
Bölgenin tarih öncesi dönemini aydınlatmak amacıyla Prof. Dr. U. Bahadır Alkım ve ekibi tarafından 1971-1973 yıllarında yüzey araştırmaları ve kazılar gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmalar sonucunda Havza ilçe sınırları içerisinde Paleolitik dönemden itibaren yerleşim izlerine rastlanmış; toplamda 17 höyük ve düz yerleşme alanı, 6 Roma ve Geç Antik Çağ yerleşmesi, 7 tümülüs, 1 kaya mezarı, 1 mezarlık alanı ile 1 antik kaplıca kalıntısı tespit edilmiştir. Bölgede Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı, Demir Çağı, Roma ve Geç Antik Çağ dönemlerine ait medeniyetlerin izleri tescillenmiştir. Strabon'un eserine göre, Roma komutanı Pompeus, Pontus Kralı Mithridatis ile yaptığı meşhur savaşı kazandıktan sonra buradaki yerleşimi kent ilan ederek Neapolitis adını vermiştir. Strabon, Phazamonitis olarak tanımladığı bu bölgenin kuzeyinin Gazelonitis ve Amisos, batısının Halys nehri, doğusunun Phanoria ve güneyinin Amasia ile çevrili olduğunu aktarır. Ayrıca bu bölgede sağlık için son derece şifalı olan ünlü Phazemonitis Sıcak Su Kaynakları ile denize benzeyen Stiphane Gölü'nün bulunduğunu kaydetmiştir.