Habib-i Neccar Camii ve Tarihsel Önemi
Habib-i Neccar Camii, Antakya'da Kurtuluş Caddesi üzerinde yer alan son derece köklü ve tarihî bir ibadethanedir. Şehrin Müslüman Araplar tarafından fethedildiği 7. yüzyılda inşa edilen eski bir caminin yerinde yükselen bu yapı, modern Türkiye sınırları içerisinde inşa edilmiş ilk cami olarak kabul edilmektedir. Hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar tarafından ziyaret edilen ortak bir inanç ve kültür noktası olmasıyla da dünya inanç tarihi açısından son derece önemli bir konuma sahiptir. Cami, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar alarak büyük bir kısmı yıkılmış; Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından 27 Aralık 2025 tarihinde yeniden ibadete açılmıştır.
Yüzyıllara Uzanan Dönüşüm ve Tarihçe
Yapı, Roma dönemine ait pagan bir tapınağın üzerine inşa edilmiş olup, ilk yapım süreci kesin olarak bilinmemektedir. İslam Devleti'nin lideri Halife Ömer'in komutanlarından Ebu Ubeyde bin Cerrah'ın Antakya'yı fethettiği dönemde fethin simgesi olarak kurulduğu düşünülen ilk cami, süreç içerisinde Bizans egemenliği döneminde kiliseye çevrilmiş; Selçuklu ordularının kenti almasıyla tekrar cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. I. Haçlı Seferi sonrasında Haçlıların eline geçen şehirde uzun süre Antakya Prensliği hüküm sürmüş, 1269 yılında Memluk Sultanı Melik Zahir Baybars'ın Antakya'yı fethiyle cami bu imar döneminde yeniden inşa edilmiştir.
Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi ile 1526'da Osmanlı egemenliğine giren camiye, 17. yüzyılda Barok tarzında bir minare eklenmiştir. Zaman içinde pek çok afet atlatan yapı, 1853 yılındaki büyük depremde yıkılmış ve geriye sadece minaresi ayakta kalmıştır. Depremin ardından yeniden inşa edilen cami; türbeler, medrese hücreleri ve şadırvanın eklenmesiyle yamuk planlı bir avlu etrafında şekillenen bir külliye kimliği kazanmıştır.
Kutsal Makamlar ve Havari Mezarları
Caminin girişinde yer alan dörtgen planlı türbede (İsneyn Türbesi), İsa peygamberin çarmıha gerilişinden sonra Hristiyanlık dinini yaymak için kente gelen havariler Yahya (Barnabas) ve Yunus (Pavlos)'un mezarları yer almaktadır. Külliyenin kuzeydoğu köşesinde, yerin 4 metre altında ise bu havarilere inanan ilk Antakyalı olduğu kabul edilen Habib-i Neccar'ın kabri bulunmaktadır. Bu manevi alana, cami içerisindeki son cemaat yerinin bittiği bölümden geçilen bir kapı ve merdivenle inilmektedir.
Külliyenin Mimari Detayları
Antik çağda kentin iki ucunu bağlayan cadde üzerinde konumlanan külliye; doğusundaki görkemli bir taç kapı, medrese hücreleri, barok tarzda yapılmış şadırvan ve mihrap önü kubbeli dikdörtgen camiden oluşur. Onikigen planlı su haznesine sahip olan şadırvan, 12 adet kısa sütunun taşıdığı sac kaplamalı piramidal bir külahla örtülmüştür. Caminin kıble yönündeki mihrabı, mahalli bir özellik olan mihrap nişi içinde pencere uygulamasını barındırır. Hücrelerin önünde yükselen minaresi ise kare kaide üzerinde yükselen poligonal gövdeye ve ahşap şerefeli, pabuçlu bir tasarıma sahiptir.