Halikarnas Mozolesi: Antik Dünyanın Görkemli Mirası
Halikarnas Mozolesi (ya da diğer adıyla Mausoleion), Karya Kralı Mausolos adına karısı ve kız kardeşi Artemisia tarafından Halikarnassos'ta yaptırılmış, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri sayılan oldukça büyük boyutlardaki bir mezardır. Sütunlarıyla Yunan mimarisini, piramit şeklindeki çatısıyla da Mısır mimarisini andıran bu anıtsal mezar, kendinden sonra gelen aynı stildeki tüm yapılara "mozole" adının verilmesini sağlamıştır. Günümüzde mozole alanı bir açık hava müzesi olarak düzenlenmiş olup, girişte sağda Bodrum tipi bir ev, solda ise Mausoleion ile ilgili kabartmaların, maketlerin, çizimlerin ve yapıya ait mimari parçaların sergilendiği bir salon yer almaktadır.
Yapının İhtişamlı Boyutları ve Mimari Tasarımı
Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olarak tanımlanan mozolenin yükseldiği yer bugün bir çukur olarak görülmektedir. Taban ölçüleri 32 x 38 metre boyutlarında olan Mausoleion, bir zamanlar uzun kenarı 242,5, kısa kenarı 105 metre olan geniş bir alanın kuzeydoğu köşesinde yükselmekteydi. Antik yazarların anlatımlarına göre yapı dört bölümden oluşmaktaydı: En altta yüksek bir kaide (podyum); onun üzerinde 36 İon sütunlu tapınak şeklinde bir bölüm; üzerinde 24 basamaklı piramit şekilli bir çatı ve en tepede dört atın çektiği araba içinde Mausolos ve Artemisia'nın heykelleri bulunmaktaydı. Latin yazarı Plinius'un verdiği bilgilere göre anıtın yüksekliği 180 İyon ayağıdır (yaklaşık 55 metre / yirmi katlı bir apartman yüksekliği).
Mozolenin Tarihi ve Mimari Dehaları
Antik yazarlar yapının mimarının Pytheos olduğunu ve Satyros'un da adının geçtiğini kaydetmektedir. Vitruvius ise MÖ 4. yüzyılın en önemli dört heykeltıraşının bu yapıda çalıştığını belirtir: Doğuda Skopas, batıda Leokhares, kuzeyde Bryaksis (Karyalı sanatçı) ve güneyde Timotheos görev almıştır. Karya satrabı Mausolos, kendi yönetimi zamanında muhtemelen MÖ 355'te yapıya başlamıştır. Ölümünden sonra (MÖ 353) karısı ve kız kardeşi Artemisia yapımı sürdürmüş; onun da vefatı üzerine (MÖ 351) diğer kardeşleri inşaata devam etmişlerdir. İnşaat, muhtemelen MÖ 340'ta Piksodaros ile Ada arasındaki satraplık mücadelesi sırasında yarım bırakılmıştır. Anıtın en az 1500 yıl ayakta kaldığı ve MS 12. yüzyılda yaşayan Piskopos Eustathios tarafından görüldüğü bilinmektedir. Bu tarihten sonra yapının bir depremle yıkıldığı sanılmaktadır.
Şövalyelerin Tahribatı ve Kayıp Mezar Odası
1402'de Saint Jean şövalyeleri Bodrum'a geldiklerinde anıtı yıkık halde bulmuşlar ve taşlarını sökerek Bodrum Kalesi'ni yapmışlardır. İlk tahribat 1494'te şövalyelerce yapılmış, ancak en derindeki asıl mezar odası o çağda bulunamadığı için kurtulmuştur. 1522 yılında kaleyi güçlendirmek isteyen şövalyeler son büyük tahribatı yapmışlardır. Şövalyelerden La Touret, günümüzde kiremit çatı altında kısmen korunan 12 basamaklı merdiveni, koridorun iki yanındaki heykelleri ve kabartmaları nasıl önce hayranlıkla izleyip sonra parçaladıklarını hatıralarında anlatmaktadır. Mezar odasına tam girecekken paydos borusunun çaldığını, ertesi gün geldiklerinde ise mezarın açılıp kıymetli kumaşların ve altın ziynet eşyalarının yağmalandığını görmüşlerdir.
Arkeolojik Kazılar ve Eserlerin Akıbeti
Bugün mezar odasının girişini kapatan iki tonluk dikdörtgen bloklardan biri koridorun içinde görülebilmektedir. İngiliz araştırmacı Charles Thomas Newton 1856-1857 kazılarında bu taş bloğu orijinal yerine götürmüş; kabartmaları, Mausolos ve Artemisia'nın heykellerini, dört atlı arabanın parçalarını British Museum'a taşımıştır. Daha önce 1846'da Büyükelçi Lord Stratford Canning de Padişah Abdülmecid'den aldığı izinle kalenin duvarlarındaki kabartmaları Londra'ya götürmüştür. Bugün Bodrum'daki yarı kapalı sergi salonunda bu kabartmaların alçı kopyaları sergilenmektedir. Danimarkalıların yaptığı kazılarda ise merdivenlerin dibinde tören sırasında kurban edilen boğa, koyun, keçi, horoz ve kumru kemikleri bulunmuştur.