Gümüşhane'nin Köklü Geçmişi ve Etimolojik Kökeni
Türkçe gümüş ve Farsça hane kelimelerinin birleşmesiyle oluşan Gümüşhane, adını yakınlarında bulunan tarihi gümüş madenlerinden almıştır. Bizans İmparatorluğu döneminde bölge Haldia (Chaldia) ismiyle bilinirken, Osmanlı kaynaklarında 17. yüzyıldan itibaren yerleşim "Gümüşhane" olarak adlandırılmaya başlanmıştır. 1850'lerde Helen Revivalizmi'nin bölgedeki etkisiyle eğitimli Rumlar tarafından şehre Yunanca gümüş kenti anlamına gelen Argyropolis denmiş, yabancı seyyahlar da bu ismi eserlerinde yaygın şekilde kullanmıştır.
Canca Mahallesi ve Tarihi Canca Kalesi
Gümüşhane'deki ilk yerleşimin kesin başlangıç tarihi bilinmemekle birlikte, ilk yerleşim çekirdeği günümüzde şehrin batı-kuzeybatısında bulunan Canca Mahallesi'nde kurulmuştur. Mahallenin güneybatısındaki sarp kayalık alanda yükselen Canca Kalesi'nin yapılış tarihi de tam olarak belgelenememiştir. Bununla birlikte, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Büyük İskender'in hükümdarlığı döneminde (MÖ 336-323) Philikos adlı bir görevlinin bölgede gümüş madenleri bulması üzerine kalenin onarıldığı belirtilmekte, bu da kalenin kökeninin çok daha eski dönemlere uzandığına işaret etmektedir. Bizans kaynaklarında ise bu tarihi bölge Tzanicha veya Tzantzakon isimleriyle geçmektedir.
Bizans'tan Osmanlı'ya Bölgedeki Egemenlik Dönemleri
Tarih boyunca Kimmer ve İskit saldırılarına maruz kalan bölge; sırasıyla Pontus Krallığı, Roma İmparatorluğu ve ardından Bizans idaresi altında kalmıştır. Bizans döneminde Haldia theması içerisinde yer alan şehir, 7. yüzyıl sonlarından itibaren Arap akınlarına uğramış ve 8. yüzyıl ortalarına kadar Bizans ile Arap güçleri arasında sık sık el değiştirmiştir. 1048 yılından itibaren geçici Türk egemenliğine giren yerleşim, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nin ardından Emir Mengücek tarafından Türk idaresine katılmıştır. 1237 yılında Anadolu Selçuklu tahtına geçen II. Gıyâseddin Keyhüsrev Trabzon seferi sırasında yerleşimi ele geçirmiş, ardından İlhanlılar, Celayirliler, Eretna Beyliği, Kadı Burhâneddin Devleti, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve kısa sürelerle Trabzon İmparatorluğu bölgede hakimiyet kurmuştur. 1461 yılında Trabzon'un Osmanlılarca fethinden sonra 1473'teki Otlukbeli Muharebesi ile kesin Osmanlı hakimiyeti tesis edilmiştir.
Madencilik Dönemi, Nüfus Artışı ve Süleymaniye Mahallesi
1486 tarihli kayıtlarda "Palu Canca" adında bir köy olarak geçen yerleşim, Osmanlı idaresinde madenciliğin geliştirilmesiyle hızla büyümüştür. Bu süreçte ilk yerleşim alanı "Eski Canca" olarak adlandırılırken, 4 km güneybatıda Musalla Deresi'ne bakan yamaçta "Nefs-i Canca-yı Ma'den" (günümüzdeki Süleymaniye Mahallesi) adıyla yeni bir kasaba merkezi kurulmuştur. 17. yüzyılda kaza merkezi haline gelen ve 17. yüzyıl başlarında Hacıemin Mahallesi'nde bir darphane açılan bu yerleşimde, madencilik faaliyetleri sayesinde nüfus büyük bir artış göstermiştir. 1554 yılında yaklaşık 760 olan nüfus, 1583 yılında dışarıdan gelen yoğun Hristiyan maden işçisi göçüyle birlikte 3300-3500 seviyelerine ulaşmış, sakinlerin büyük bir kısmı Canca madenlerinde istihdam edilmiştir.
Madenlerin Kapanışı, Göçler ve Tarımsal Dönüşüm
18. yüzyıla gelindiğinde maden ocaklarının suyla dolmasıyla madencilik faaliyetleri durma noktasına gelmiş ve şehrin gelişimi yavaşlamıştır. 18. yüzyıldan itibaren yerleşim sadece Gümüşhane adıyla anılmaya başlanmıştır. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı ise şehrin gerilemesini hızlandırmış ve başta Hristiyan nüfus olmak üzere büyük göç dalgaları yaşanmıştır. 19. yüzyılda şehri ziyaret eden seyyahlar madenciliğin tamamen bittiğini, halkın en önemli geçim kaynağının ayva ve elma gibi meyvelerin yetiştiriciliği olduğunu kaydetmiştir. 1869 yılında belediye teşkilatının kurulduğu ve ilk belediye başkanlığını Hafız Mustafa Efendi'nin üstlendiği şehirde, 1876 yılı itibarıyla Süleymaniye Camii etrafındaki tarihi merkezde 11 mahalle yer alırken; Daltaban, Sorda (Bağlarbaşı), Burhaneddin (Özcan), Emirler ve Saadeddin (Hasanbey ve Karşıyaka) gibi günümüz modern şehir merkezini oluşturan Bahçeler mevkisinde de 5 mahalle bulunmaktaydı.