Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 25 km batısında konumlanan Gülpınar Höyüğü, Troya öncesi dönemde Troas Bölgesi'nde gelişen kültürleri tanımlamak ve anlamak açısından büyük önem taşıyan bir arkeolojik sit alanıdır. Yapılan bilimsel değerlendirmelere göre MÖ 5200 – 4800 yılları arasında iskan edildiği saptanan höyük, Batı Anadolu'nun Orta Kalkolitik Çağ dönemi kültürünü temsil etmektedir.
Keşfi ve Arkeolojik Kazılar
Höyük, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özgünel tarafından keşfedilmiştir. Gülpınar yakınlarında yer alan Apollon Smintheus Tapınağı kazıları esnasında, tapınağa uzanan Roma Dönemi kutsal yolunun kazı çalışmaları yürütülürken saptanan höyükte bilimsel kazı çalışmaları, yine Coşkun Özgünel başkanlığında 2004 yılında başlatılmıştır.
Tabakalanma ve Mimari Yapı
Gülpınar Höyüğü kazılarında Kalkolitik Çağ'a tarihlenen tek bir kültür katı saptanmıştır. Bu tek kültür katında iki mimari evre belirlenmiş olup, her iki evrenin de duvar yapım teknikleri, yapı birimlerinde bulunan ocaklar, çanak çömlekler ve alet teknolojisi bakımından benzer özellikler gösterdiği tespit edilmiştir. Höyükteki mimari buluntular; üç büyük ana mekan, bu mekanlarla bağlantılı küçük mekanlar ve ortalarında yer alan büyük bir avludan oluşmaktadır. Yapıların duvarları, çamur harç kullanılarak çift sıra çay taşıyla inşa edilmiştir.
Çanak Çömlek ve Buluntular
Yerleşmenin çanak çömlek geleneği; el yapımı, son derece iyi perdahlanmış, grimsi siyah ve grimsi kahverengi seramiklerden oluşmaktadır. Kazı çalışmalarında özellikle pencere ayaklı meyvelikler ile yüksek kulplu ve kazıma bezemeli çanaklar bol miktarda ele geçirilmiştir. Bunun yanı sıra boynuzlu tek kulplu ve halka kaideli kaseler, çeşitli biçimlerde boyunlu çömlekler, derin çanaklar ve erzak saklama kapları höyükte saptanan diğer önemli buluntular arasındadır.