Gözlükule Höyüğü, Mersin il merkezinin 30 kilometre doğusunda, Tarsus ilçesinin güneybatısında, günümüzde Gözlükule mahallesinde yer almaktadır. Tepe, yaklaşık 300 metre çapında ve 25 metre yüksekliktedir. Klasik Çağ kenti olan Tarsu ya da Tarse, hem bu tepenin üzerinde hem de günümüz Tarsus ilçesinin altında yer alır. İlk yerleşimin, Toroslar'dan gelen bir akarsuyun kıyısında, MÖ 7. binyılda bir köy olarak kurulduğu belirtilmektedir. Höyük, Orta Anadolu'dan Akdeniz kıyılarına doğal bir geçiş olan Gülek Boğazı çıkışında, Antik Kilikya ovasında konumlanmıştır. Ayrıca Gülek Boğazı çıkışından Amik Ovası yoluyla Kuzey Suriye'ye uzanan yolların kavşağında yer almaktadır. Höyüğün güney kesimi yol tarafından kesilmekte olup günümüzde bir park olarak kullanılmaktadır.
Gözlükule'nin Tarihi ve Liman Geçmişi
Neolitik Çağ'da yerleşime açılan Gözlükule, MÖ 2. binyılda önemli bir yerleşim ve liman haline gelmiştir. Akdeniz kıyısını takip eden ana yol sistemi ile Kilikya Kapıları (Gülek Boğazı) vasıtasıyla Anadolu platosuna uzanan vadiler boyunca ilerleyen yol sistemlerinin kesişim noktasında yer almaktaydı. Tarsus şehri Gözlükule'nin kuzeyinde geliştiğinde de burası Kilikya'nın limanı olarak aktif kalmaya devam etmiştir. MÖ 41 yılında VII. Kleopatra ve Marcus Antonius, Gözlükule Limanı'nı kullanarak Tarsus'a giriş yapmışlardır. Ancak sonraki yıllarda Berdan Nehri'nin taşıdığı alüvyonlar sebebiyle kıyı şeridi güneye doğru ilerlemiş ve bu durum Gözlükule'nin liman olarak önemini kaybetmesine yol açmıştır.
Höyükteki Arkeolojik Kazılar
Gözlükule'de resmi kazılar başlamadan önce tümülüs kısmen zarar görmüştü. I. Dünya Savaşı sonrasındaki Fransız işgali sırasında Tarsus'ta konuşlanan bir Fransız taburu nedeniyle höyüğün bir miktar tahribata uğradığı düşünülmektedir. Höyükteki ilk resmi kazılar, 1934-1939 yılları arasında Bryn Mawr College ve Institute for Advanced Study adına ilk resmi onaylı kadın arkeolog olan Hetty Goldman liderliğindeki ekip tarafından yürütülmüştür. II. Dünya Savaşı nedeniyle kesintiye uğrayan kazılar, 1947-1949 yılları arasında Amerikan Tarsus Araştırma ekibi adına yine Hetty Goldman tarafından ek çalışmalarla sürdürülmüştür. Bu kazılarda ortaya çıkarılan stratigrafi (katmanlaşma), Tunç Çağı Anadolu kronolojisi açısından büyük önem taşımaktadır. 2000 yılı eylül ayında Hollandalı arkeolog Machteld James Mellink ve Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nden bir ekip ön hazırlık yaparak 2001 yılında yeni dönem kazılarına başlamış, 2007 yılında ise kazılar Boğaziçi Üniversitesi adına Aslı Özyar başkanlığında devam ettirilmiştir.
Tabakalanma ve Buluntular
Gözlükule Höyük, Anadolu'da Neolitik Çağ'dan neredeyse günümüze kadar kesintisiz iskan gören bir yerleşim yeridir. Kazılarda Neolitik ve Kalkolitik Çağ'ın devamında Erken Tunç Çağı I., II. ve III. evreleri, Orta Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı I. ve II. evreleri, Demir Çağı, Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen yapı katları bulunmuştur. Gözlükule kazılarının Anadolu arkeolojisine getirdiği en önemli katkılardan biri, Erken Tunç Çağı'nın I., II. ve III. evrelere bölümlendirilmesinin bu kazılar ışığında yapılmış olmasıdır. Höyüğün doğu kesiminde Erken Tunç Çağı I. Evreye ait bir savunma suru duvarı, kule olduğu düşünülen bir taş yığını, taş döşeli bir yol ve bu yolun iki yanındaki sekiler, üzeri kerpiçle kapatılmış su yolları ile depolama alanları ortaya çıkarılmıştır. Erken Tunç Çağı II. Evrede surun kalınlaştırılması amacıyla evlerin aceleyle yıkılıp ikinci bir kerpiç duvar yapıldığı ve iki duvar arasının dükkan olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. III. Evrede megaron tipi yapılar ve sonrasında bitişik düzendeki çok odalı yapılar yer almaktadır. Ayrıca Erken Tunç Çağı I. Evreye tarihlenen kilden yapılmış bir tanrıça heykelinin benzerlerine Kusura Höyük ve Termi'de rastlanmıştır.