Bilecik'in Tarih Kokan Ekolojik Bölgesi: Gölpazarı
Bilecik ilinin gözde ilçelerinden biri olan Gölpazarı, 670 kilometrekarelik yüzölçümü ve deniz seviyesinden ortalama 539 metre yüksekliğiyle Karadeniz Bölgesi sınırlarında yer almaktadır. Temiz su kaynakları ve toprak zenginliğinin sunduğu avantajlarla 150 metreden 800 metreye kadar değişen farklı rakımlarda zengin bir biyoçeşitliliğe ev sahipliği yapan bölge, ekolojik tarım ve geniş meraları sayesinde ekolojik hayvancılık için önemli fırsatlar sunmaktadır. Kalkınma planlarında tarımsal bölge olarak ayrılan bu şirin ilçe, günümüzde yabancı yatırımcıların da ilgisini çekerek tarımsal çeşitliliğini her geçen gün artırmaktadır.
Osmanlı'nın Kuruluşundan Kurtuluş Savaşı'na Gölpazarı
Gölpazarı'nın köklü geçmişinde, Osmanlı Devleti'nin kuruluş aşamasında büyük hizmetleri geçen Gazi Mihal önemli bir yere sahiptir; kahramanın adı günümüzde hâlâ bir ilkokulda ve ilçe hamamında yaşatılmaktadır. Tarih boyunca vatan savunmasında önemli roller üstlenen ilçe halkı, Çanakkale Savaşları'na birçok gencini göndererek kayıplar vermiş, Türk Kurtuluş Savaşı döneminde ise Sakarya Nehri'nin aşırı yükselmesi sayesinde doğal bir koruma elde ederek düşman işgaline uğramamıştır. Yörede yüzyıllardır bir arada yaşayan yerli halk Manavlar ve göçmenler (macırlar), geçmişten günümüze uzanan köklü aile lakaplarıyla ilçenin kültürel mozaiğini oluşturmaktadır.
Antik Çağ'ın Gizemli Bitinya Bölgesi ve Höyükler
Antik Çağ'da Bithynia (Bitinya) krallığı sınırları içerisinde yer alan ve daha sonra Roma İmparatorluğu'na bağlı Bitinya Eyaleti'nin bir parçası olan Gölpazarı, tarih öncesi dönemlerden itibaren Luwiler, Hititler, Frigler, Lidyalılar, Traklar, Persler, Romalılar, Abbasiler, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. 1326 yılında Osmanlı Devleti'nin Hüdavendigar Livasına bağlı bir kaza olarak tarih sahnesindeki yerini pekiştiren bölgenin MS 1000 ile 1300 yılları arasındaki dönemi, yoğun Türkmen göçleri ve hızlı el değiştirmeler nedeniyle tarihçiler tarafından adeta bir "kara delik" (black hall) olarak tanımlanmaktadır. Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalar, antik dönemde Bizans'ın son yıllarında Leblebici (Löblüce) isimli bir hisarın ve bir tekfurluğun varlığını da ortaya koymaktadır.
Arkeolojik Keşifler ve Tarihi Roma Hacı Yolu
Arkeolog Dr. İsmail Kılıç Kökten tarafından 1951 yılında bölgede gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar, ova ve çevresindeki dağlık alanlardaki kadim yerleşim izlerini tescillemiştir. Hüyük köyünde keşfedilen Zincirlikuyu Höyüğü ile ova üzerindeki Yassı ve Arıcaklar höyüklerinde yapılan araştırmalarda; Bakır, Hitit, Frig ve Grek-Roma devirlerine ışık tutan tipik çanak çömlek parçaları, bronz bir külçe ve demir bir ok ucu gibi çok önemli bulgular elde edilmiştir. Gölpazarı ovasının önemini gösteren en büyük tarihi kanıtlardan biri de MS 82 yıllarında Romalılar tarafından inşa edilen, İstanbul'dan başlayıp Kudüs'te son bulan tarihi Hacı Yolu'dur. Medetli, Üyük, Karaağaç, Dikenli Boğaz, Beşevler (Damlar Mevkii), Mezarlık, Çımışkı, Doğancılar, Göz açanlar ve Sarı hacılar köylerini takip ederek ovayı bir uçtan bir uca kat eden bu yol güzergahında, yön ve mesafe tayini için kullanılan yuvarlak beyaz mermerden yapılmış tarihi Roma mil taşları yer almaktadır.