Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda, Gelibolu Yarımadası'nın batısında yer alan Gökçeada (tarihî adıyla İmroz), Türkiye'nin en büyük adası unvanına sahiptir. Yüzölçümü 285 km², kıyı uzunluğu ise 92 km olan adanın batı ucunda yer alan İnce (Avlaka) Burun, aynı zamanda Türkiye'nin en batı sınırını oluşturmaktadır. Çanakkale Boğazı'nın kuzeybatısında yer alan bu eşsiz ada, Çanakkale iline bağlı bir ilçe konumundadır. Tarih boyunca antik kaynaklarda "İmbros" olarak anılan adanın bu isminin, Luvice dilinde "açık alan" veya "açık arazi" anlamına gelen "İmraşşa" sözcüğünden türediği kabul edilmektedir. Ada, Osmanlı döneminde İmroz adını taşımış, 1970 yılında ise resmî olarak Gökçeada adını almıştır.
Gökçeada'nın Zengin Tarihî Geçmişi
Gökçeada, insanlık tarihi açısından oldukça köklü bir geçmişe ev sahipliği yapmaktadır. Adadaki yerleşim izleri günümüzden yaklaşık 8500 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Uğurlu Köyü yakınlarındaki İsa Tepesi eteklerinde bulunan Zeytinlik Höyüğü'nde yapılan araştırmalar, buradaki yerleşimin MÖ 6000-5000 yıllarına kadar gittiğini göstermektedir. Ayrıca, sahilden 1,5 km içeride bulunan Yeni Bademli Höyüğü de adada 5000 yıl önce başlayan yerleşimin en somut kanıtlarından biridir. Edremit Yazıtı’na göre Gökçeada, Geç Tunç Çağı'nda Prens Mukşuş yönetimindeki Mira ve Viluşa Krallığı'nın egemenliğine girmiş, ardından Yunan kolonizasyonu dönemi başlamıştır. Roma döneminde ise savunma amacıyla yüksek kesimlerde yerleşimler kurulmuş ve kaleler inşa edilmiştir. Bu dönemde surları, akropolü, duvar kalıntıları ile heykel ve mermer parçaları Roma veya Ceneviz mimari özelliklerini yansıtan Yukarı Kaleköy en önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuştur. Kaleköy civarındaki, adaya da adını veren antik İmbros şehri ise günümüzde harabe halindedir.
Bizans, Ceneviz ve Osmanlı Dönemleri
Bizans İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Venedik ve Cenevizlilerin yönetimine geçen ada, deniz ticareti vergileri ve Tuz Gölü'nden elde edilen tuz kaynakları nedeniyle Venedikliler için büyük bir ekonomik öneme sahipti. Osmanlı İmparatorluğu ise Çanakkale Boğazı'nın güvenliğini sağlamak ve adada kuracağı askeri tersane ile üssü faaliyete geçirmek amacıyla adayı fethetmiştir. Bu fethin ardından Ceneviz ve Venediklilerin Karadeniz ile boğazlar üzerindeki ticari hakimiyeti sona ermiştir. Birinci Dünya Savaşı döneminde Çanakkale Savaşları sırasında İngiliz kuvvetlerinin eline geçen adada bir havaalanı inşa edilmiş ve müttefiklerin askeri karargahı olarak kullanılmıştır. Daha sonra 1922-1923 yıllarında Yunanistan kontrolüne giren ada, Lozan Barış Antlaşması görüşmelerinde tartışma konusu olmuş ve Yunanistan'ın savaş tazminatına karşılık Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır.
Eşsiz Coğrafi Yapı ve Doğal Güzellikler
Gökçeada'nın kuzey kesimleri yüksek ve dik falezlerle kaplıyken, güney kıyıları daha alçak ve yatay bir yapı sergilemektedir. Adanın en yüksek zirvesi 673 metre yüksekliğindeki Doruktepe olup, onu 646 metre ile Karaçalı Tepe ve 638 metre ile Ulukaya Tepe izlemektedir. Adanın en büyük akarsuyu olan Büyükdere, adanın orta kesimlerinden doğarak Gökçeada (Çınarlı) ve Zeytinli yerleşim yerlerinden geçer, ardından Kaleköy yakınlarındaki Kale Koyu'nda denize dökülür. Bu dere üzerinde içme suyu ve sulama ihtiyacını karşılayan Gökçeada Barajı yer almaktadır. Ayrıca adanın güneydoğusunda, Aydıncık Yarımadası'nın karaya bağlandığı alanda, tombolonun iki kıyı kordonu arasında doğal yollarla oluşmuş bir Tuz Gölü yer almaktadır.
Türkiye'nin Tek Sualtı Milli Parkı ve Ulaşım Rehberi
Gökçeada, zengin deniz ekosistemiyle de öne çıkmaktadır. Türkiye'nin tek Sualtı Milli Parkı Gökçeada'da, Yelkenkaya ile Yıldızkoy arasında koruma altına alınmıştır. Adaya ulaşım deniz yoluyla sağlanmakta olup, Çanakkale merkezden ve Kabatepe Limanı'ndan (Eceabat) düzenli feribot seferleri düzenlenmektedir. Adanın ana karayla bağlantısını sağlayan Kuzu Limanı, adanın kuzeydoğu ucunda yer almaktadır. Gökçeada, Çanakkale merkezine 53 km, Kabatepe Limanı'na ise 22 km mesafede konumlanmıştır. 2023 yılı verilerine göre adada 10.721 kişi yaşamaktadır.