Antik Çağlardan Günümüze Gerede'nin Zengin Tarihi
Bolu ilinin doğusunda yer alan Gerede, antik çağlara uzanan oldukça köklü bir geçmişe sahiptir. Antik Bitinya ile Paflagonya bölgeleri arasında bir sınır kenti olan bölge, tarihi boyunca Paflagon, Bitinya, Pontus, Roma ve Bizans (Doğu Roma) hakimiyetlerine sahne olmuştur. Bölgenin ilk adı Paflagonyalılara ait bir yerleşim alanı olan Cressa iken, Bitinya kolonisi haline geldikten sonra Kratia ismini almıştır. Roma döneminde ise Krateia olarak adlandırılan yerleşim, Honorias eyaletinin bir parçası olmuş ve ekümenik konsillerde Epiphanius (431 yılı, Birinci Efes Konsili) ve Diogenes (553 yılı, İkinci Konstantinopolis Konsili) gibi piskoposlar tarafından temsil edilmiştir. Zamanla Türklerin bölgeyi kontrol etmesiyle bu isim kolay söylenebilmesi amacıyla Gerede'ye dönüşmüştür.
Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet'e Geçiş Süreci
Osmanlı İmparatorluğu döneminde de önemini koruyan Gerede hakkında ünlü 16. yüzyıl gezgini Evliya Çelebi, kasabada 1.000 ev, 10 cami ve bir karakol bulunduğunu kaleme almıştır. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında Kastamonu Vilayeti'nin bir parçası olan bu tarihi kasaba, Kurtuluş Savaşı'nın önemli isimlerinden Hüsrev Gerede'nin soyadına da ilham kaynağı olmuştur. 1831 Osmanlı nüfus defterine göre Orta, Demirciler, Seviller, Kitirler ve Kabiller olmak üzere beş mahalleden oluşan yerleşimde 2 hanede de Rum nüfus yaşamaktaydı. 1840 tarihli nüfus defterine göre Bolu sancağına bağlı olan ve 22 divan ile 69 köy barındıran Gerede kazası, sonraki nüfus sayımlarında da gelişimini sürdürerek bölgenin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Karadeniz'in Sert Coğrafyasında Bir Doğa ve Spor Cenneti
Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Gerede, dalgalı arazi yapısı ve etrafı ormanlarla kaplı dağları ile 1.331 metre ortalama yüksekliğe sahip, bol yağışlı bir plato niteliğindedir. İç Anadolu Bölgesi'nin Batı Karadeniz'e geçiş noktasında konumlanan ilçede kış mevsimi oldukça sert geçmekte ve kış ayları 5-6 ay kadar sürmektedir. Bu coğrafi yapı, Gerede'yi uluslararası kayak koşu, bisiklet ve kros yarışmaları için son derece uygun spor alanlarına sahip bir cazibe merkezine dönüştürmüştür. Dünyanın uluslararası bir karayoluna en yakın kayak merkezine ev sahipliği yapan Arkut Dağı, FIS (Uluslararası Kayak Federasyonu) tarafından onaylanmış 5 km ve 1 km uzunluğunda iki adet kayaklı koşu pistine sahiptir. Bölgede ayrıca 10 kilometreden 40 kilometreye kadar değişen uzunluklarda kayaklı koşu pistleri kış boyunca hizmet vermekte olup, burası milli takımın değişmez kamp merkezidir. Dağda bulunan teleski ise 2008 yılından bu yana Esentepe Hotel tarafından işletilmektedir.
Kültürel Miras, Eşsiz Yaylalar ve Festivaller
Gerede, hem tarihi mirasları hem de yayla turizmiyle ziyaretçilerine zengin seçenekler sunmaktadır. Bölgede mutlaka görülmesi gereken yerler arasında Asar Kalesi, Keçi Kalesi kalıntıları ve tarihi Tüccar Hanı olarak bilinen Kiliseli Han öne çıkmaktadır. Ayrıca mimari açıdan değerli olan Yukarı Tekke Camii, Aşağı Tekke Camii ve Türbesi, Yıldırım Beyazıt Camii, Hacı Emin Efendi Camii, II. Abdülhamit tarafından yaptırılan Aşağıovacık Köyü Camii ve Esentepe'de yer alan Ramazan Dede Türbesi önemli inanç ve kültür noktalarıdır. Şehrin kuzeyinde 1.600-1.900 metre, güneyinde ise 1.700-2.200 metre yüksekliklerde düz şeritler halinde uzanan Gerede yaylaları, yayla turizmi için eşsiz fırsatlar sunar. Her yıl temmuz ayı içerisinde Esentepe mesire alanında düzenlenen geleneksel Esentepe Yağlı Güreşleri ise bölgenin yaşayan en canlı kültür etkinliklerindendir.