Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde yer alan Kurtuluş Camii (eski adıyla Antep Meryem Ana Kilisesi veya Surp Asdvadzadzin Katedrali), gotik üslupta inşa edilmiş ve tarihi boyunca farklı amaçlarla kullanılmış son derece önemli bir ibadet yapısıdır. Gaziantep'te Ermeniler tarafından yapılmış en büyük eserlerden biri olan bu bina, 1892-1893 yılları arasında inşa edilmiştir. Günümüzde cami olarak hizmet veren yapı, etkileyici taş işçiliği ve zengin tarihi geçmişiyle şehrin en dikkat çeken kültür varlıkları arasında yer almaktadır.
Tarihçesi ve İnşası
Bölgedeki Ermeni topluluğunun ilk ibadet yeri, yapının bulunduğu tepenin doğusundaki kayalık alanda yer alan bir mağaraydı. Rivayete göre Kudüs yolundaki Bali adında bir Ermeni, bu durumu görerek şehirde kalmış ve padişah izniyle Meryem Ana adına kentin 17. yüzyıldaki ilk önemli Ermeni kilisesini inşa ettirmiştir. Zamanla yıpranan bu kilisenin yerine 1873'te yenisinin yapılmasına karar verilmiştir. Sultan II. Abdülhamid'in mimarı Sarkis Balyan tarafından planlanan ve Sarkis Taşçıyan tarafından inşa edilen katedral, savaşlar ve salgın hastalıklar nedeniyle ancak 1893 yılında tamamlanabilmiştir. Kilisenin Londra'da yaşayan Hrant Köşkeryan tarafından Brezilya'da döktürülen tarihi çanı ise günümüzde Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca 1901 yılında okul eğitimi için Keşiş Movses Zamgoçyan tarafından avluya eklenen Vartanyan Anaokulu binası, 2013 yılındaki yıkım iddialarına kadar ayakta kalmıştır.
Cezaevi Dönemi ve Camiye Dönüştürülmesi
1915 yılındaki Tehcir Kanunu sonrasında Ermeni nüfusun zorunlu göçe tabi tutulmasıyla boş kalan katedral binası, Cumhuriyet döneminde ibadete kapatılmıştır. Yapı, 1930 ile 1980 yılları arasında Adalet Bakanlığı'na tahsis edilerek 50 yıl boyunca cezaevi olarak kullanılmıştır. Hapishane olarak hizmet verdiği dönemde pencerelerine demir parmaklıklar takılan ve bazı açıklıkları kapatılan bina, 1980-1985 yılları arasında kapsamlı bir onarımdan geçirilmiştir. Restorasyon sonrasında camiye dönüştürülen yapıya Kurtuluş Camii adı verilmiş ve 1986'da yeniden ibadete açılmıştır. Dönüşüm sırasında orijinal dört köşeli çan kulesinin bir kısmı yıkılarak tek şerefeli silindirik bir minare haline getirilmiş, sonraki yıllarda ise yapıya ikinci bir minare eklenmiştir.
Mimari Özellikleri
Yaklaşık 1100 metrekarelik bir alan üzerinde kurulu olan yapı, 31 metre yüksekliğe sahiptir. Çevresi yüksek duvarlarla çevrili taş zeminli bir avlunun ortasında yer alır ve kuzeyde iki, güneyde iki, batıda bir olmak üzere beş kapısı bulunur. Yapının inşasında yöresel bazalt taşları ile "keymıh" ve "havara" taşları tercih edilmiştir. Dış cephedeki kesme taş duvarlarda sivri kemerli ve yuvarlak pencereler yer alır. Yapının köşelerinde siyah ve beyaz taş işçiliği dikkat çeker. Dikdörtgen bir niş biçiminde dışa çıkıntılı olan mihrap duvarında üç sıra pencere dizisi ile alınlığın ortasında yuvarlak bir pencere konumlandırılmıştır. Yapının ana mekanı kırma çatı ve dairesel kasnaklı yüksek bir kubbe ile örtülmüştür.
Kültür Varlığı Tescili ve Deprem Hasarı
Geleneksel mimari yapım tekniğinin değerli bir örneği olması ve geleneksel sokak dokusunu biçimlendirmesi nedeniyle yapı, 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Ancak bu eşsiz tarihi miras, 2023 yılındaki Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar görmüş, kubbesi ve duvarları çökmüş, minarelerinden biri ise kısmen yıkılmıştır.