Tarihi Kökleri Asurlara Uzanan Kadim Ören Yeri
Adıyaman il merkezinin batı kesiminde yer alan tarihi Besni şehri, günümüzdeki ilçe merkezinin yaklaşık 5 kilometre güneyinde konumlanan ve Eski Besni olarak adlandırılan ören yerinde, Besni Kalesi'nin çevresinde kurulmuştur. Tarih boyunca kalenin etrafında yaşamını sürdüren bu yerleşim yeri, heyelan ve su basması gibi doğal afetler nedeniyle 1950-1965 yılları arasında taşınarak bugünkü modern konumunu almıştır.
Tarih Boyunca Eşsiz İsimler ve Seyyahların İzleri
Tarihsel süreçte pek çok medeniyetin iz bıraktığı kentin ismi, 12. ve 19. yüzyıllar arasında çeşitli dillerde farklı şekillerde yazılmıştır. Arapçada Bahasna, Süryanicede Bet Hesna ve Behesna, Ermenicede Behesni, Behesdin ve Behisni, Osmanlıca kaynaklarda ise Behisni, Behesne, Besne ve Besni olarak anılmıştır. Fars ve Arap kaynaklarında bu ismin, "eşsiz" veya "cennete eş" anlamına gelen hesnâ kelimesinden türediği belirtilmektedir. 17. yüzyıl ortalarında buraya uğrayan Evliya Çelebi de Seyahatname'sinde kale ve kent için Sadr-ı Baz, Behisni ve Besne isimlerini kaydetmiştir.

İlk Çağ'dan Kommagene'ye Stratejik Bir Bölge
Besni hakkında bilinen en eski tarihi veriler Asur yıllıklarına dayanmaktadır. Hitit egemenliğinin ardından M.Ö. 9. yüzyıldan itibaren Asur askeri nüfuz sahasına giren bölge, Kummuh Krallığı sınırları içerisindeyken Asurlulara vergi veren devletler arasında yer almıştır. M.Ö. 742 yılında Urartular ve Asurlular arasında Kummuh topraklarında yapılan savaşta adı geçen Parala kentinin, günümüz Eski Besni ören yeri civarında olduğu düşünülmektedir. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender'in egemenliği altına giren bölge, ardından Seleukosların ve M.Ö. 1. yüzyılın başlarında ise Kommagene Krallığı'nın kontrolüne geçmiştir. Kommagene döneminde Sofraz ve Sesünk gibi önemli anıtsal eserlerin yapılması, bölgenin ne kadar kıymetli bir merkez olduğunu göstermektedir.
İpek Yolu Üzerinde Roma, Bizans ve Türk Egemenliği
Stratejik öneme sahip Kuzey Mezopotamya'da yer alan bölge, M.S. 72 yılında Romalılar tarafından doğrudan ilhak edilerek iki lejyonun konuşlandırıldığı önemli bir sınır koruma bölgesi olmuştur. Orta Çağ'da ise tarihi İpek Yolu'nun geçiş güzergahında yer alması nedeniyle önemi daha da artmış ve sürekli el değiştirmiştir. İslamiyet'in yayılmasıyla birlikte 670 yılında Emevi ordularınca fethedilen kent, 949 yılında Bizanslıların eline geçmiş, ardından bir asır sonra Müslüman Türklerin yönetimine girmiştir. 1084 veya 1085 yıllarında Selçuklu kumandanı Buldacı tarafından fethedilen kale, Haçlı Seferleri döneminde tekrar el değiştirerek Haçlıların, Ermeni derebeylerinin ve Maraş Senyörlüğü'nün idaresine girmiş, sonrasında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud, Zengiler, Eyyubiler ve Moğollar arasında sürekli el değiştirmiştir.