Tarihçe ve Kuruluş
İstanbul'un Beyoğlu semtindeki Yeşilçam Sokağı'nda yer alan ve ilk kez 1924 yılında hizmete giren tarihi salon, Cumhuriyet döneminde İstanbul'da açılmış en eski sinema salonudur. Binanın geçmişi oldukça köklü olup, 1884 yılında mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edilmiş ve ilk olarak 'Club des Chasseurs de Constantinople' (İstanbul Avcılar Kulübü) adıyla açılmıştır. Zaman içinde Strangali'nin Rum Atletik Jimnastikhanesi, 1910'da 'Nouveau Cirque' (Yeni Sirk) ve ardından 'Skating Palace' (Tekerlekli Paten Pisti) adlı eğlence merkezlerine ev sahipliği yapan bina, 1918 yılında yıkılarak yerine 'Yeni Tiyatro' olarak yeniden inşa edilmiştir. 1924 yılının sonuna doğru ise perdenin iki yanında yer alan Art Nouveau tarzı melek heykellerinden ismini alan 'Melek Sineması' adıyla film gösterimlerine başlanmıştır.
Mimari Özellikleri ve Sosyal Tarihi
Tarihi kimliği, Barok ve Rokoko bezeli yaldızlı tavan ve duvar süslemeleri ve 875 kişilik salonuyla diğer sinema salonlarından ayrışan Emek Sineması, mimari zarafetiyle dikkat çekmekteydi. Türkiye'deki ilk güzellik yarışması da 1926 yılında bu salonda düzenlenmiş ve yarışmayı sinemanın yer göstericisi olan Araksi Çetinyan kazanmıştır. Sinemanın ilk sahipleri A. Saltiel ile H. Artidi iken, 1940'lar Varlık Vergisi yıllarında yaşanan iflasın ardından işletmeciliği İpekçi Kardeşler devralmış ve bina bir süre sonra belediyeye satılmıştır. 1957'de Emekli Sandığı'na ihale edilen ve yenilenen sinemanın adı, işletmeci kuruma atıfla 'Emek Sineması' olarak değiştirilmiştir. 1969'da mülkiyeti Turgut Demirağ'a geçen salonun işletmesini 1975'ten sonra İsmet Kurtuluş ve Süheyla Kurtuluş üstlenmiş; 1993'te ciddi bir restorasyondan geçen sinema, 2000 yılında koltukları ve Dolby Digital ses düzeni yenilenerek modernize edilmiştir.
Beyaz Perdenin Altın Çağı ve Gösterimler
Emek Sineması, sinema tarihi boyunca dünya çapında ses getiren yapımları izleyiciyle buluşturmuştur. 1950'lerde 'Büyük Caruzo', 'Denizciler Geliyor' ve 'Yağmur Altında' gibi popüler Hollywood müzikallerine ev sahipliği yapmış, 1952-1953 sezonunda 'Rüzgâr Gibi Geçti' filmiyle dönemin gişe rekorunu kırmıştır. 1958'de Emek Sineması adıyla açıldığında gösterilen ilk film, başrollerini Gina Lollobrigida ve Vittorio Gassman'ın paylaştığı 'Dünyanın En Güzel Kadını' olmuştur. Bu gösterimle başlayan süreçte İtalyan ve Fransız filmleri ağırlık kazanmış; 'Bisiklet Hırsızları', 'Beyaz Geceler' ve 'Gece' gibi başyapıtlar sunulmuştur. David Lean'in 1971 yapımı 'İrlandalı Kız' (Ryan's Daughter) filmi ise Şubat 1973'ten itibaren tam 6 ay vizyonda kalarak ve Türkiye'de ilk kez 70 mm formatta, 6 kanallı ses sistemiyle gösterilerek önemli bir rekor kırmıştır. Ayrıca, yirmi yılı aşkın süredir İstanbul Film Festivali'ne ve 2002'den itibaren Filmekimi etkinliklerine ev sahipliği yapmıştır.
Yıkım, Restorasyon ve Grand Pera Tartışmaları
Tarihi sinema salonu, Kamer İnşaat'ın Grand Pera projesi kapsamında 20 Mayıs 2013 tarihinde restorasyon gerekçesiyle yıkılmıştır. Bu karar ve yıkım süreci, sivil toplum kuruluşları, mimarlar ve sinemaseverler tarafından büyük tepki çekmiş, protestolara ve hukuki süreçlere konu olmuştur. Kültür varlığı olarak tescillenen Barok üslubundaki tavan bezemeleri ve duvar süslemeleri renove edilerek, sinema Grand Pera adlı alışveriş merkezinin beşinci katına taşınmıştır. Restorasyonu gerçekleştiren yetkililer, 1950'lerde eklenen çeşitli eklentilerin binadan uzaklaştırıldığını ve yapının 1924'teki orijinal haline döndürüldüğünü belirtmiştir. Ancak sinema salonunun eski yerine mağazaların inşa edilmesi ve salonun üst katlara taşınması nedeniyle yeni mekan, çeşitli kuruluşlar tarafından 'Çakma Emek' olarak adlandırılmıştır. 2016 yılında 'Emek Sahnesi' adıyla yeniden kapılarını açan salon, tarihi süslemeleriyle yeni yerinde varlığını sürdürmektedir.