Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası: Anadolu'nun Eşsiz Mimari Mirası
Sivas'ın Divriği ilçesinde yer alan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, 1228–1229 yıllarında inşa edilmiş tarihi bir cami ve hastane kompleksidir. Yapı topluluğu, 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınarak Türkiye'den bu listeye kabul edilen ilk mimari eser olma unvanına sahiptir. 2024 yılında Türkiye'nin 50. milli parkı olarak ilan edilen Divriği Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan bu şaheser, Selçuklu ve Mengücekli dönemlerinin en önemli kültür varlıklarından biridir.
Mengücekli Dönemi Yapım Süreci ve Sanatçıları
Külliyenin cami kısmı Mengücekli beyi Ahmed Şah tarafından; caminin güney duvarına bitişik olarak inşa edilen Darüşşifa kısmı ise Ahmed Şah'ın eşi ve Erzincan beyi Fahreddin Behramşah'ın kızı olan Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. Yapının baş mimarı Ahlatlı Muğis oğlu Hürrem Şah'tır. Küçük bir yapı topluluğu olmasına rağmen altı farklı sanatçının emeğiyle şekillenen bu eser, bölgedeki ekip çalışmasının ve toplam kalite anlayışının tarihsel bir göstergesidir. Caminin doğu cephesindeki pencere üzerinde Ahlatlı nakkaş Ahmed'in, minberde Tiflisli İbrahim oğlu Ahmed ile hattat Mehmed'in, güney duvarındaki ayet şeridinde ise Mehmed oğlu Ahmed'in adları yer almaktadır.
Cami ve Darüşşifanın Mimari Detayları
Caminin iç mekânı (harim), mihraba dik beş sahından oluşur ve bu sahınlar birbirinden farklı yıldız tonozlarla örtülmüştür. Orta sahın diğerlerinden daha geniş olup, bu kısımda dilimli mihrap önü kubbesi ile bir ışıklık yer almaktadır. Kubbeye geçişte yelpaze biçimli Türk üçgenleri kullanılmıştır. Mimaride hem Selçukluların avlulu plan tipi hem de Emevi plan tipi bir arada uygulanmıştır. Yapıdaki üç ayrı portalin (giriş kapısı) süslemeleri üslup birliği barındırmayan, son derece taşkın ve barok karakterli motiflere sahiptir. Batı portalinde Alaaddin Keykubad'ın arması olan çift başlı kartal ile Ahmet Şah'ın arması olan doğan motifi işlenmiştir. Abanoz ağacından yapılmış minber ve iri palmetlerle bezeli mihrap da yapının en önemli sanatsal ögelerindendir.
Caminin güney duvarına dayanan Darüşşifa, bir ışıklık kubbesiyle örtülü orta bölüm ile giriş dahil dört eyvandan oluşmaktadır. Yapının kuzeydoğu köşesinde bir türbe bulunur. Darüşşifanın merkezinde yer alan havuzdan taşan fazla su, havuzun etrafındaki kare planlı kanaldan dolanıp daire çizerek yapıdan dışarı tahliye edilmektedir.
Kapıda Beliren Eşsiz İnsan Silüetleri ve Evliya Çelebi'nin Övgüsü
Caminin giriş kapısına ikindi güneşi vurduğu zaman gölgelerin bir araya gelmesiyle ayakta duran, yandan bir erkek silüeti belirir. Bu silüetin önünde ise dikdörtgene benzer bir başka gölge daha oluşur. Halk arasında bu gölgelerin Kur'an okuyan ve namaz kılan bir insanı simgelediğine inanılmaktadır. Ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi bu benzersiz yapı için şu sözleri dile getirmiştir: "Üstad, mermer bu camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakış bukalemun eylemiş ki, methinde diller kısır, kalem kırıktır."


Tarihsel Restorasyonlar ve Günümüzdeki Durumu
Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, yazılı belgelere göre 15. ve 19. yüzyıllar arasında ve 20. yüzyılda yapısal sorunlara ve bozulmalara karşı birçok kez önemli ölçüde restore edilmiştir. 2010 yılında kararlaştırılan yeni büyük restorasyon süreci, hazırlıkların ardından 2015 yılında başlamış, çeşitli ekonomik nedenlerle duraksamalar yaşadıktan sonra nihayet tamamlanmıştır. Yapı, 6 Mayıs 2024 tarihinde yeniden ibadete ve ziyarete açılmıştır. Ziyarete açılmasını takip eden süreçte, 2024 yılının sonuna kadar 150 binden fazla kişi bu eşsiz eseri ziyaret etmiştir.