Dilkaya Höyüğü'nün Coğrafi Konumu ve Önemi
Dilkaya Höyüğü, Van il merkezinin 24 km güneybatısında, Edremit ilçesinin Dilkaya Köyü'nün hemen batısında yer alan önemli bir arkeolojik höyüktür. Coğrafi konum olarak Hoşap Suyu'nun kuzey tarafında ve Van Gölü kıyısında yer almaktadır. Höyükte kazı yapılması kararının verilmesinde; Van Gölü Havzası'nın MÖ 1. binyıl öncesine dair bilgilerinin kısıtlı olması, bölgedeki Urartu kazılarının tamamen kalelerle sınırlı kalması ve Erken Transkafkasya Kültürü'nün bölgedeki gelişimine dair yeterli bilgi bulunmaması gibi faktörler etkili olmuştur.
Kazı Tarihçesi ve Arkeolojik Çalışmalar
Bölgedeki yaygın yüzey araştırmaları ilk olarak 1983 yılında gerçekleştirilmiş ve bu araştırmalarda MÖ 3. binyıl buluntuları ile Urartu Dönemi bulguları saptanmıştır. Bu keşfin hemen akabinde, 1984 yılında Van Araştırmaları Projesi kapsamında Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu başkanlığında kazı çalışmalarına başlanmış ve bu çalışmalar 1991 yılına kadar devam etmiştir. Kazılar; Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırmaları Merkezi ve Van Bölge Müzesi'nin ortak çalışması olarak yürütülmüştür.
Tarihsel Tabakalanma ve Kronolojik Evreler
Dilkaya Höyüğü yerleşiminde MÖ 3. binyıldan Orta Çağ'a kadar uzanan, fakat kesintisiz olmayan bir dizi iskan saptanmıştır. Höyükteki tabakalanma eskiden yeniye doğru şu şekildedir: Erken Tunç Çağı II. evre (MÖ 2.600 – 2.300), Erken Tunç Çağı III. evre - Orta Tunç Çağı başı (MÖ 2.300 – 1.750), Erken Demir Çağı yani Urartu Beylikler Dönemi (MÖ 1.100 – 800), Orta Demir Çağı yani Urartu Krallık Dönemi (MÖ 800 – 600) ve Orta Çağ. Belirtilen Erken Tunç Çağı II ve III evreleri aynı zamanda Erken Transkafkasya II ve III olarak da adlandırılmaktadır.
Höyük ve Mezarlık Alanı Buluntuları
Höyük İçi Keşifler ve Dokuma Kültürü
Höyükte sürdürülen kazılarda çok az mimari kalıntıya ulaşılabilmiş olup, buluntular genellikle çok sayıda Demir Çağı çanak çömleklerinden oluşmaktadır. Erken Tunç Çağı tabakalarında dairesel evler, koyu yüzlü, perdahlı, insize ve kabartma bezemeli, parmak delik kulplu seramikler bulunmuştur. Herhangi bir maden buluntu vermeyen bu tabakalarda, alet ve silah yapımında Van Gölü'nün kuzeyindeki Süphan Dağı kaynağından getirilen obsidiyen kullanılmıştır. Ayrıca hayvan kemiği, kil ve ahşaptan yapılan pek scratches (ağırşak) bulunması, yerleşimde gelişmiş bir dokuma faaliyeti yürütüldüğünü göstermektedir.
Mezarlık Alanı Gömü Gelenekleri
Höyüğün 200 metre kuzeyindeki kumluk mezarlık alanında yapılan kazılarda, yakarak (kremasyon) ve yakmadan (inhümasyon) gömmek üzere iki gömme geleneği tespit edilmiştir. Bu gelenekler çerçevesinde sandık mezarlar, kum sandık mezarlar, oda mezarlar ve urne mezarlar olmak üzere dört tür mezar yapısı saptanmıştır. Mezarlarda Urartu dönemine tarihlenen yüzük, saç iğnesi ve bilezik gibi tunç takılar bulunmuştur. Kazılarda ulaşılan iki oda mezardan dromoslu olanında 11 iskelet, dromosu bulunmayan ikinci küçük oda mezarda ise otuza yakın bireye ait kemikler, demir asa başı, tunç bilezikler ve taş boncuklar ele geçmiştir. Ayrıca çocuk mezarı olduğu anlaşılan yonca ağızlı testicikler ile Urartu Dönemi'ne ait 24 adet urne mezara ulaşılmıştır.