Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihi Deva Hamamı, bölgenin en dikkat çekici Osmanlı dönemi yapılarından biridir. Eski bir söylentiye göre, kervandan kaybolan bir devenin birkaç gün arandıktan sonra bu hamamda bulunması sebebiyle halk arasında Deve Hamamı olarak da bilinmektedir. Yaklaşık 500 metrekarelik bir alana yayılan bu tarihi yapı, iki farklı girişe sahip olacak şekilde tasarlanmıştır.
Tarihi ve Geçmişi
Yapım tarihi 16. yüzyıla dayanan Deva Hamamı, 1540 yılındaki Hüsrev Paşa vakfına ait kayıtlarda Hamam-ı Kebir (Büyük Hamam) adıyla geçmektedir. 18. yüzyıldan itibaren ise vilayet salnamesindeki kayıtlarda adı "Deve" veya "Deva Hamamı" olarak anılmaya başlanmıştır. Tarih boyunca pek çok seyyahın ilgisini çeken hamam hakkında Evliya Çelebi, 1655 yılındaki ziyaretinde "muallak minare kurbundaki hamam ferşinde ruhamları ve kubablarında billur camları gayet müsennadır" şeklinde övgüyle bahsetmiştir. Ayrıca 1815 yılında kenti ziyaret eden Buckingham da bu dönemde şehirdeki en büyük ve en ferah hamamın Deva Hamamı olduğunu belirtmiştir.
Mimari Özellikleri
Dikdörtgen plan şemasıyla inşa edilen Deva Hamamı'nın yapımında ana malzeme olarak yöresel bazalt ve moloz taş tercih edilmiştir. Yapının mimarisinde en çok göze çarpan unsurlardan biri sekiz köşeli ana kubbesidir; bu kubbeye geçişler tromplarla sağlanmıştır. Hamamın soğukluk bölümü ise yan yana iki kubbe ve bir yarım kubbe ile örtülmüştür.