Defter-i Hakani Binası, Osmanlı döneminde tapu kayıtlarının tutulduğu ve kütük defterlerinin saklandığı merkez olarak hizmet vermiş tarihi bir yapıdır. İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda konumlanan ve inşası 1908-1910 yılları arasında tamamlanan bina, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın öncülerinden olan ünlü mimar Mimar Vedat Tek tarafından projelendirilmiştir. Yakın tarihte Sultanahmet Tapu Müdürlüğü Binası olarak da bilinen yapı, inşa edildiği günden son zamanlara kadar Tapu ve Kadastro Müdürlüğü olarak işlev görmüştür. Bina, 2020 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredilmiş olup, Ayasofya'daki eserlerin sergilenmesi amacıyla müze olarak kullanılması kararlaştırılmıştır.
Defter-i Hakani Binası'nın Yapısal Planı
Dört katlı bir yapı olan Defter-i Hakani Binası, simetrik ve dikdörtgen bir plan şemasına sahiptir. Yapının genel plan şeması; tam ortada bulunan giriş aksından sağa ve sola ayrılan iki geniş orta koridor ile bu koridorların etrafına sıralanan mekanlardan oluşmaktadır. Tasarımda başta giriş aksı olmak üzere, giriş aksının hemen yanında yer alan akslar ve yapının en uç bölümleri asal yapıdan öne çıkarılarak cepheye hareketli bir görünüm kazandırılmıştır.
Neo-Klasik Cephe Özellikleri ve Pencereler
Yapının tıpkı plan şemasında olduğu gibi simetrik bir yapıda tasarlanan ön cephesi Neo-klasik tarzda düzenlenmiştir. Öne çıkarılan bölümler dışında, giriş aksı asal yapıdan daha yüksek seviyede tutulmuştur. Binayı cephe boyunca saran yatayda iki adet silme mevcuttur. Yapının pencereleri katlara göre farklı formlarda tasarlanmıştır. Zemin katta bütün yapı cepheleri boyunca basık kemerli düşey dikdörtgen formlu pencereler kullanılmıştır. Birinci katta ise ön cephede dışa doğru yapılan çıkmalarda bu pencere tipi devam ederken; çıkmaların olmadığı ön cephe duvarlarında ve yan cephelerde yerini sade, düşey dikdörtgen formlu pencerelere bırakmıştır.
Üst Kat Tasarımları ve Dış Cephe Süslemeleri
Yapının ikinci katında, hem ön cephede hem de yan cephede kat boyunca sivri beşik kemerli düşey dikdörtgen formlu pencereler tercih edilmiştir. En üst kat olan dördüncü katta ise ön cephede dışa doğru yapılan çıkmalarda ikinci kattaki sivri beşik kemerli pencereler kullanılırken; çıkmaların olmadığı ön cephe duvarlarında ve yan cephelerde sade, düşey dikdörtgen formlu pencerelere yer verilmiştir. Dış yüzeyi kesme taş ile kaplanan yapının cephelerinde, özellikle pencere üstlerinde ve altlarında çini süsleme kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, yapı genelinde en hakim süsleme yöntemi taş oyma-kabartma tekniği olmuştur.