Trakya'nın Kalbinde Stratejik Bir Merkez: Çorlu'nun Coğrafi Yapısı
Tekirdağ iline bağlı olan Çorlu, İstanbul'dan sonra Doğu Trakya'nın en büyük ikinci yerleşim yeridir ve Tekirdağ'ın en yüksek nüfuslu ilçesidir. Ergene Havzası'nda, Trakya'nın orta yerinde ve yayla yüzeyinin üstündeki bir düzlükte yer alan bu gelişmiş ilçe; stratejik önemi, güçlü ulaşım bağlantıları, önemli sanayisi ve iş olanakları ile öne çıkmaktadır. Karadeniz ile Akdeniz iklim bölgelerinin geçiş alanında bulunan Çorlu'nun iklim yapısı, kuzeyden inen soğuk hava ile güneyden gelen nemli-ılık hava akımlarının etkisi altındadır. Yıldız Dağları'nın uzantısı olan sırtlar ilçenin yüksek kesimlerini oluştururken, bölge aynı zamanda Ergene Havzası ile Marmara kıyı şeridi arasındaki su bölümünün sınır hattıdır.
İlk Tunç Çağı'ndan Bizans İmparatorluğu'na Uzanan Tarih
Bölgede yapılan tarih öncesi araştırmalar ve buluntular, Çorlu'nun köklü geçmişini İlk Tunç Çağı'na kadar götürmektedir. Tarih boyunca Frig, Yunan, İskit, Pers, Makedon, Roma ve Bizans egemenliklerine giren bu topraklar, zaman zaman Hun, Avar, Peçenek ve Arap istilalarına da sahne olmuştur. Tarihi kaynaklarda ve eski atlaslarda adı Tzarylus, Tzurulum, Tzurulus, Tzurule, Tschurla ve Tziraltum gibi farklı biçimlerde geçen Çorlu, Bizans döneminde peynirinin meşhur olması nedeniyle "peynir kasabası" anlamına gelen Tribiton ismiyle de anılmıştır. Bizans döneminde İstanbul yolu üzerindeki askeri önemini koruyan Tzirallum kalesi, bölgeyi önemli tarihi olayların ve taht mücadelelerinin odağı haline getirmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Cihan İmparatorluğu'nun İzleri
Osmanlı İmparatorluğu topraklarına ilk kez 1357 yılında Süleyman Paşa tarafından katılan Çorlu, daha sonra tekrar Bizans egemenliğine geçmiş ancak 1361'de Şehzade Murad (I. Murad) tarafından kesin olarak fethedilmiştir. Fethin ardından kale duvarları yıkılarak askeri önemi azaltılan yerleşimde, Fatih Sultan Mehmed döneminde kentin günümüze kadar ulaşan en eski camisi olan Fatih Camii inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde birçok tarihi olaya tanıklık eden Çorlu yakınlarındaki Uğraşdere mevkisinde, II. Bayezid ile oğlu Şehzade Selim (Yavuz Sultan Selim) arasında taht mücadelesine sahne olan baba-oğul savaşı gerçekleşmiştir. 1512'de tahtı devreden II. Bayezid Dimetoka'ya giderken Çorlu konağında, Yavuz Sultan Selim ise 1520'de Edirne'ye doğru yola çıkmışken sırtındaki bir ur sebebiyle yine Çorlu'da vefat etmiştir.
Yakın Tarih Mücadeleleri ve Günümüz Çorlu'su
Yakın dönemde de stratejik önemini koruyan Çorlu, Balkan Savaşları sırasında Osmanlı Doğu Ordusu Karargahı'na ev sahipliği yapmış, işgaller görmüş ve en nihayetinde Kurtuluş Savaşı yıllarında 25 Temmuz 1920'de Yunan işgaline uğramıştır. Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bünyesindeki çetelerin yürüttüğü kararlı direniş ve ardından imzalanan Mudanya Mütarekesi doğrultusunda, 15 Ekim 1922 tarihinde savaşılmadan Türk yönetimine devredilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana savunma bakımından kritik bir garnizon kenti olma özelliğini sürdüren Çorlu, günümüzde Türkiye'nin en gelişmiş, dinamik ve ekonomik açıdan canlı ilçeleri arasında yer almaktadır.