Ege'nin Tarih ve Doğa Hazinesi: Çivril
Denizli ilinin en büyük üçüncü ilçesi olan Çivril, doğal güzellikleri ve binlerce yıllık köklü geçmişiyle öne çıkan eşsiz bir bölgedir. Özellikle nilüferleri ve büyüleyici Işıklı Gölü ile ünlenen ilçe, tarihin farklı dönemlerinde stratejik bir geçiş noktası ve yerleşim merkezi olmuştur. Bizans belgelerinde adından ilk kez 12. yüzyılda 'Tribritzi' ve 'Cyybrilcimani' olarak söz ettiren Çivril adı, Çağatay Türkçesinde 'suyu bol olan yer' veya 'sulak yer' anlamlarına gelmektedir. Luvi dilindeki analizlere göre ise 'Çivr' bol ve gür suyu, '-il' ise bir geçit veya boğazı sembolize ederek doğu yanı başındaki Küfü Çayı Vadisi'ni işaret etmektedir. Ayrıca ilçenin isminin, Selçuklu komutanının verdiği 'Çevril' emrinden türediğine dair de bir görüş bulunmaktadır.
6000 Yıllık Geçmişin Tanığı: Beycesultan Höyüğü ve Antik Dönem
Çivril topraklarındaki ilk yerleşim izleri, Anadolu arkeolojisi için büyük önem taşıyan Beycesultan Höyüğü ile başlamaktadır. Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından 1954-1959 yılları arasında yürütülen bilimsel kazılar, bölgedeki yerleşim tarihinin milattan önce 4000 yıllarına kadar uzandığını ve Çivril'in yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymuştur. Höyüğün bilinen ilk sakinleri Arzawalar olup, bölge sırasıyla Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidya, Pers, Makedonya Krallığı, Seleskos Krallığı, Bergama Krallığı, Roma ve Bizans imparatorluklarının egemenliği altında kalmıştır. Pers kralı Daryus Kserkses'in ünlü 'Onbinlerin Yürüyüşü' sırasında Çivril Ovası'nda bir ay konaklayarak ordusunun ihtiyaçlarını karşıladığı, Büyük İskender'in komutanlarının ise Yavuzca çiftliği mevkisinde askeri üs kurduğu bilinmektedir. Yavuzca'da bu dönemlerden kalma kaya mezarları, iki adet tümülüs ve taş kabartmalar günümüze ulaşmıştır.
Anadolu'nun Tapusu: Tarihi Miryokefalon Savaşı
Çivril, Türk ve Anadolu tarihi açısından dönüm noktası kabul edilen tarihi Miryokefalon Savaşı'na ev sahipliği yapmıştır. 1176 yılında, Bizans İmparatoru Manuel ile Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan karşı karşıya gelmiştir. Bizans ordusunun güvenlik önlemi almadan girdiği dar ve kıvrımlı Tzibritzi (Küfi Çayı) Vadisi'nde Selçuklu kuvvetleri büyük bir zafer kazanmıştır. Bu tarihi zafer, Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'nun tapusunun Türklerin eline geçmesini sağlamıştır. Savaşın izlerini taşıyan ve Bizans kaynaklarında terk edilmiş eski bir kale olarak geçen Miryokefalon Kalesi, Sarıbaba Tepesi eteğinde yer almaktadır. Yapılan araştırmalarda bu kaleye ait Bizans dış surları ile MÖ 640-480 yıllarına tarihlenen Arkaik dönem iç kale surları saptanmıştır.
Kültürel Miras, Meşe Denizi ve Antik Eumania
İlçenin tarihi ve kültürel zenginliği sadece savaşlar ve höyüklerle sınırlı değildir. Çivril'e 11 kilometre mesafede bulunan Işıklı nahiyesi, milattan önce 250'li yıllarda Eumania adı altında kurulmuş antik bir kentin izlerini barındırmaktadır. Ayrıca bölgede Orta Anadolu'dan Batı Anadolu'ya geçişi sağlayan ve Selçuklu döneminden kaldığı tahmin edilen tarihi bir Kervan Yolu (halk arasında Kayı Yolu olarak bilinen güzergah) yer almaktadır. Bölgenin geçmişteki yoğun meşe ormanları ise 'Meşe Denizi' olarak adlandırılmıştır. Buradaki meşe palamutlarının kaynatılmasıyla elde edilen kahverengi kök boya, antik dönemde Laodikya'da dokunan ve Romalı askerler için hazırlanan elbiselerin boyanmasında kullanılmıştır. Sahib Ataoğulları, Germiyanoğulları ve nihayetinde Osmanlı idaresine giren Çivril, 1925 yılında Denizli'ye bağlanarak günümüzdeki idari statüsünü almıştır.