Troya'nın Yanı Başında Tarihi Bir Etno-Köy: Çıplak
Çanakkale ilinin Merkez ilçesine bağlı olan Çıplak Köyü, dünyaca ünlü Troya Antik Kenti çevresindeki en eski Türk yerleşimlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Çanakkale-İzmir karayolundan 3 kilometre içeride, Çanakkale il merkezine ise 28 kilometre mesafede konumlanan bu tarihi köy, deniz seviyesinden 59 metre yükseklikte yer almaktadır. UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'ne Troya'nın girişinin 20. yılı vesilesiyle ilan edilen 2018 Troya Yılı kapsamında, köyün tarihi dokusunu ve kültürel birikimini koruyup sergilemek amacıyla geniş kapsamlı çalışmalar yürütülmüş ve Çıplak, modern bir "etno-köy" konseptine kavuşturulmuştur.
Çıplak Köyü'nün Tarihsel Kökleri ve İsim Hikayesi
Geç Osmanlı döneminde kurulan Çıplak Köyü'nün kuruluşuyla ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır. Köyün kuruluşunun 14. yüzyılda Karesi Beyliği devrine kadar uzandığı ileri sürülse de, adının 16. yüzyıla ait Osmanlı muhasebe defterlerinde yer almaması nedeniyle, tarihi haritalar ve gezginlerin notları ışığında köyün kuruluşu 18. yüzyıl olarak kabul edilmektedir. Köyün 1902 yılından beri taşımakta olduğu "Çıplak" adının ise köy meydanında kabri bulunan Çıplak Dede'den (Garip Dede Yatırı) geldiği rivayet edilmektedir. Mezarı kitabesiz olan, baş ve ayak uçlarında devşirme sütunlar yer alan bu kişinin Kalenderî zümresine mensup bir derviş olduğu düşünülür. Bir diğer anlatıya göre ise gerçek adı İbrahim olan Çıplak Dede, bölgedeki ovanın ağaçsız ve çıplak haline atıfta bulunarak bu ismi köye bizzat vermiştir.
Göç Tarihi ve Tevfikiye Köyü'nün Doğuşu
Köyün nüfus yapısı ve tarihi, dönem dönem yaşanan göçlerle şekillenmiştir. Özellikle 93 Harbi'nin ardından Bulgaristan'ın Rahova kazasından göç eden ve "Servi muhacirleri" olarak adlandırılan göçmenler köye gelmiştir. Bu göçmen aileler, antik Troya kalıntılarının yakınındaki Hisarlık (o zamanki adıyla Asarlık) Tepe bölgesindeki çalılık alanı temizleyerek buraya yerleşmiş ve o yıllarda yürütülen Troya kazılarında çalışmışlardır. Zamanla göçmenler ile Çıplak Köyü yerlileri arasında yaşanan arazi anlaşmazlıkları ve kavgalar neticesinde, Hisarlık mevkisi Çıplak Köy'den ayrılarak bağımsız bir köy haline gelmiş ve Tevfikiye adını almıştır. Çıplak Köyü'ne ilerleyen yıllarda, 1928, 1929 ve 1934 tarihlerinde de Bulgaristan'dan gelen yeni göçmen aileler yerleştirilmiştir.
Troya Kazıları ve Arkeolojinin İzleri
Çıplak Köyü, Troya Antik Kenti'nin keşif sürecinde de son derece önemli bir rol üstlenmiştir. 1870'li yıllarda Troya kazılarını gerçekleştiren ünlü arkeolog Heinrich Schliemann, kazı çalışmaları sırasında bu köyde konaklamıştır. Schliemann'ın notlarına göre, köyün camisi 1873 yılında bizzat Troya kazılarından çıkarılan antik taşlar kullanılarak minaresiyle birlikte inşa edilmiştir. Caminin hemen arkasında konumlanan ve Schliemann'ın konakladığı tarihi ev ise günümüzde restore edilerek bir müzeye dönüştürülmüştür. Köy mezarlığında yer alan yirmi adet kitabeli tarihi şahide de bölgenin köklü geçmişini belgeleyen diğer önemli Osmanlı arkeolojisi mirasları arasındadır.
Köy Meydanı, Barış Bahçesi ve Yerel Yaşam
Günümüzde Çıplak Köyü, kültürel ve tarihi turizmde aktif bir rol üstlenmektedir. Köy meydanının aşağı kesiminde 19. yüzyıl mimari üslubunu yansıtan iki cepheli tarihi bir çeşme ile iki katlı eski bir ev yer alır. Köy meydanı; Çıplak Dede Türbesi, tarihi çeşme ve köy kahvesini de içine alacak şekilde konseptine uygun olarak yeniden düzenlenmiş, geleneksel tarım uygulamaları ön plana çıkarılmıştır. Meydanda dikkat çeken bir diğer unsur ise 2005 yılında Türkiye'de yaşayan bir Japon sanatçı tarafından kurulan simgesel "Hiroşima ve Nagasaki Barış Bahçesi" ve içindeki mermer anıttır. Ziyaretçiler, köyde kurulan tarım kooperatifi aracılığıyla üretilen "Etno-Köy" markalı yerel ve geleneksel gıda ürünlerini satın alabilmektedirler.
Ekonomik Yapı ve Tarımsal Üretim
Çıplak Köyü halkının temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde yerel pazarlara sunulmak üzere her türlü sebze üretimi gerçekleştirilirken; toptan pazarlara yönelik olarak domates, biber ve çeltik (pirinç) yetiştiriciliği yapılmaktadır. Geçmiş yıllarda köyde yoğun olarak sürdürülen pamuk üretimi ise yüksek maliyetler ve düşük teşvikler sebebiyle zaman içerisinde tamamen bırakılmıştır. Troya Antik Kenti'nin hemen bitişiğinde yer alması dolayısıyla yüksek bir turizm potansiyeline sahip olan köyde, turizm gelirlerini artırmaya yönelik sürdürülebilir kalkınma çalışmaları kesintisiz şekilde devam etmektedir.