Çeşme Coğrafyası ve Konumu
İzmir ilinin batısında, Urla Yarımadası üzerinde yer alan Çeşme, iç ve dış turizm açısından ülkenin sayılı merkezlerinden biridir. İlçenin doğusunda Urla ilçesi; kuzeyinde, batısında ve güneyinde Ege Denizi bulunmaktadır. Batısında yer alan Sakız Adası ile arasında ise Sakız Boğazı yer alır. Çeşme ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 10 metredir ve yüzölçümü 285 kilometrekaredir. İzmir il merkezine yaklaşık 85 km mesafede bulunan ilçe merkezinin yanı sıra, Çeşme'ye bağlı Alaçatı ve Ilıca gibi mahalleler için bu mesafe 77 km civarındadır.
Tarihçe ve Antik Erythrai Mirası
Tarihteki on iki İyon kolonisinden biri olan Çeşme yöresi, son derece köklü bir geçmişe sahiptir. Pausanias'a göre, Erythrai (Ildırı) Giritliler tarafından kurulmuştur. Arkeolojik kalıntılardan MÖ 3000'de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu anlaşılan bu antik kent, bir süre krallıkla yönetilmiştir. MÖ 7. yüzyılda İyon şehirleri arasında oluşturulan dini ve siyasi birlik olan Panionion'a giren kent, MÖ 560 tarihinde Lidya egemenliğine geçmiştir. İskender tarafından özgürlüğüne kavuşturulana dek Pers egemenliğinde kalan Erythrai'de yapılan arkeolojik çalışmalarda, MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen Athena Tapınağı ve Tiyatrosu açığa çıkarılmıştır. Çeşme yöresi, 11. yüzyıl sonlarında Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliğiyle tanışmış ve Osmanlı egemenliğine geçişi ise 14. yüzyıl sonlarında gerçekleşmiştir.
Çeşme Kalesi, Müze ve Tarihi Kervansaray
İlçenin en çok ziyaret edilen tarihi eserlerinin başında Çeşme Kalesi gelmektedir. Çeşme Kalesi, 1508 yılında Osmanlı Padişahı II. Beyazıt tarafından, Aydın Valisi Mir Haydar aracılığıyla, Mimar Ahmet oğlu Mehmet'e yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam deniz kıyısına yapılmış olmasına rağmen, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü konumunu almıştır. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunarak gelen kale içinde Çeşme Arkeoloji Müzesi yer almaktadır. Müze, ilk defa 1965 yılında İstanbul Topkapı Müzesi'nden getirilen silahlarla silah müzesi olarak ziyarete açılmış ve 1984 yılına kadar böyle devam etmiştir. Silahlar salondaki nemden dolayı oksitlenip bozulmaya başladığından İzmir Arkeoloji ve Ödemiş müzelerine devredilmiş, yerine 1964 yılından beri devam eden Ildırı (Erythrai) antik şehrinde yapılan kurtarma kazılarından elde edilen eserler sergilenmeye başlanmıştır.
Kaleden bağımsız olarak ilçede yer alan bir diğer önemli yapı ise 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan iki katlı kervansaraydır. Bir benzeri Kuşadası'nda bulunan (Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı) yapının mimarı Ali Pabuççu'nun oğlu Ömer'dir. 'U' biçiminde bir plana sahip olan kervansarayın ortasında geniş bir avlu, avlunun çevresinde de dükkân, depo ve odalar yer almaktadır. Merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin katına benzer. Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlar olmuştur. Yabancı tüccarlar mekanı hayvanlarıyla geceyi geçirebilecekleri bir konut ya da şehirlerde mallarını koyacak ve satacak bir yer olarak kullanmışlardır. Bu kervansarayın restorasyonu tamamlanmış olup, günümüzde otel olarak hizmet vermektedir.
Doğal Habitat ve Ekolojik Zenginlik
Çeşme ve çevresi, Akdeniz ikliminin etkisi altında gelişmiş maki toplulukları, kıyı kumulları ve tarımsal alanlardan oluşan zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Çeşme kıyılarında görülen ve korunması gereken türlerden biri, Akdeniz kıyı kumullarına özgü olan kum zambağı (Pancratium maritimum)dır. Bunun yanında makilik alanlarda dağ kekiği (Thymus türleri), ardıç (Juniperus türleri) ve çeşitli aromatik bitkiler yaygındır. Bölge tarımı ve yerel ekonomi açısından ise enginar (Cynara cardunculus) ve keçiboynuzu (Ceratonia siliqua) önemli bitkiler arasında yer alır. Son yıllarda yoğun turizm faaliyetleri, yapılaşma baskısı ve kıyı alanlarının rekreasyonel kullanımı doğal habitatlar üzerinde baskı oluşturmakta ve kıyı kumullarının daralması kum zambağı gibi hassas türlerin yaşam alanlarını tehdit etmektedir. Bu nedenle bölgedeki doğal bitki örtüsünün korunması ve sürdürülebilir arazi kullanımına yönelik planlamalar önem taşımaktadır.