Trakya'nın Sanayi ve Ticaret Merkezi: Çerkezköy
Tekirdağ iline bağlı olan Çerkezköy, ticari ve sanayi yönüyle sürekli gelişim gösteren bir ilçedir. İstanbul ve komşu ilçesi Çorlu'nun ardından Doğu Trakya'nın (Türkiye Trakyası) en büyük üçüncü yerleşim yeri olma unvanına sahiptir. Doğuda İstanbul, güney ve batıda Çorlu, kuzeyde ise Saray ilçeleriyle komşu olan Çerkezköy, il merkezi Tekirdağ'a 56 km, İstanbul'a ise 110 km uzaklıkta konumlanmıştır. İlçenin yüzölçümü 86 km² olup toprakları Ergene Havzası'ndaki hafif engebeli düzlüklerden oluşmaktadır. Bu toprakların sularını Ergene Irmağı ile onun başlıca kollarından olan Çorlu Çayı toplamaktadır. Çerkezköy ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği ise 190 metredir.
Türbedere'den Çerkezköy'e Uzanan Tarihçe
Çerkezköy coğrafyasındaki ilk yerleşimin Çerkezköy mü yoksa Türbedere mi olduğuna dair farklı görüşler bulunmaktadır. Atatürk İlköğretim Okulu bahçesinde yer alan türbe sebebiyle, Çerkes yerleşiminin öncesi ve sonrasında dere yatağının bulunduğu bölge Türbedere olarak adlandırılmaktaydı. Vatandaşların elinde bulunan 1847-1848 yıllarına ait Türbedere kayıtlı tapular, Çerkes göçleri öncesinde de burada bir yaşamın varlığını kanıtlamaktadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki belgelerde Türbedere'nin öncelikli olarak bir mevki adı olduğu görülmektedir. Osmanlı-Rus Savaşı sonrasındaki göç hareketleriyle birlikte 1878-1911 yılları arasında yerleşimin adı Türbedere olarak geçmiş; 1888-1907 yılları arasında ise Türbedere yöresi, Türbedere Köyü ve Türbedere Nahiyesi tanımlamaları kullanılmıştır.
Üç Köyün Birleşimi ve Belediyenin Kuruluşu
Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından bölgede aslında iç içe geçmiş 3 köyün varlığından söz edilmektedir: Bunlar, bugünkü Çerkezköy Belediyesi ile türbenin bulunduğu Atatürk İlköğretim Okulu çevresindeki Çerkezköy, dere yatağı çevresindeki Türbedere ve Garnizon Komutanlığı'nın bulunduğu yerdeki Yeniköy'dür. Bu üç köyün varlığı, 1911 yılında yerleşimin nahiye ve belediye statüsü kazanmasını sağlamıştır. İlk Belediye Başkanı Molla Mehmet Efendi ve beraberindekiler ismin Türbedere olarak kalmasını istemişse de Edirne Valiliği bu isteği kabul etmemiş ve bölgenin adı kalıcı olarak Çerkezköy olmuştur.
İşgaller, İdari Değişimler ve İklim Özellikleri
Çerkezköy, tarihi süreçte 26 Ekim 1912 (veya kasım ayı başında) ile 30 Haziran 1913 tarihleri arasında Bulgar işgaline, 23 Temmuz 1920 ile 30 Ekim 1922 tarihleri arasında ise Yunan işgaline uğramıştır. Kuruluşundan itibaren Çorlu'ya bağlı olan Çerkezköy, 1914 yılında Kırkkilise'nin Saray Kazasına bağlanmış, 15 Ekim 1923'te ise Saray ile birlikte Tekirdağ'a dahil edilmiştir. 1 Nisan 1958'de ilçe statüsü kazanan Çerkezköy'ün ilk Kaymakamlığına Yusuf Ziya Doğan atanmıştır. Bölgede Trakya ikliminin belirgin özellikleri hakimdir. Zaman zaman esen soğuk kuzey rüzgarları sıcaklığın düşmesine neden olmakta, sıcaklıklar yaz aylarında 25 °C ile 35 °C, kış aylarında ise 10 °C ile -8 °C arasında değişmektedir.
Ekonomik Dönüşüm ve Demografik Yapı
1970'li yıllara kadar kırsal nitelikte küçük bir yerleşim yeri olan Çerkezköy, Bakanlar Kurulu'nun 1971 yılındaki kararıyla 'Kalkınmada Öncelikli Yöreler' kapsamına alınmış ve 1973'te Organize Sanayi Bölgesi'nin kurulmasıyla birlikte hızlı bir sanayileşme sürecine girmiştir. Modern teknoloji kullanan ve ağırlıklı olarak dış pazara üretim yapan özel sektör kuruluşları dokuma, metal eşya ve makine imalatı dallarında yoğunlaşmıştır. Günümüzde bölgedeki sanayi tesislerinde 60.000'i aşkın çalışan istihdam edilmektedir. Sanayileşmeyle birlikte tarım önemini yitirmiş olup halkın çok az bir kısmı tarımla uğraşmaktadır. Orman, tarım ve mera alanlarında yetiştirilen başlıca ürünler buğday ve ayçiçeğidir; ayrıca az miktarda sığır ve koyun yetiştirilerek hayvancılık da yapılmaktadır.
Rumeli'den Anadolu'ya Göç Dalgaları
Geçmişte nüfusu yerli halktan oluşan Çerkezköy'e, 1800'lü yıllardan itibaren Rumeli göçmenleri iskan edilmiştir. İlçedeki Boşnaklar, Pomaklar, Romanlar, Çerkesler ve Arnavutlar Osmanlı'nın son dönemlerinden itibaren bölgeye yerleşmişlerdir. En son toplu göç hareketi ise 1990 yılında Bulgaristan'daki baskılardan kaçarak anavatanlarına sığınan Bulgaristan Türkleri (halk dilinde 'muhâcır/mâcır') tarafından gerçekleştirilmiştir. Özellikle 1978 yılından itibaren gelişen tekstil, makine, gıda, kimya ve ilaç sanayisi nedeniyle ilçe başta Sinop, Samsun, Tokat, Erzurum, Diyarbakır, Ordu, Mardin, Sivas ve Van gibi şehirlerden yoğun göç almış, bu sebeple yerli nüfus oldukça azalmıştır.