İstanbul'un Tarihi Savunma Hattı: Çatalca
İkinci Çatalca Muharebesi, 3 Şubat 1913 ile Londra Antlaşması'nın imzalanması arasındaki dönemde Bulgaristan Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında İstanbul'u savunmak amacıyla yapılan tarihi bir dizi çatışmanın gerçekleştiği hattır. Türk ve çeşitli yabancı kaynaklarda bu çarpışmalar tek bir başlık altında toplanırken, Bulgar kaynaklarında süreç ikinci, üçüncü ve dördüncü Çatalca muharebeleri olarak adlandırılmaktadır. Bölge, Birinci Balkan Savaşı'nın en kritik savunma mücadelelerine sahne olmuştur.
Muharebe Öncesi Gelişmeler ve Siyasi Süreç
Osmanlı İmparatorluğu, 1912 yılı boyunca Balkan Savaşı'nda müttefik ordularına karşı ağır yenilgiler almış; Edirne, Çatalca ve İstanbul haricindeki neredeyse tüm Doğu Trakya topraklarını kaybetmişti. Savaşın gidişatı üzerine yapılan ateşkes görüşmelerinde Edirne'nin teslim edilmesi yönündeki kritik diplomatik baskılar ve Kamil Paşa hükümetinin bu istekleri kabul etme eğilimi, Osmanlı ordusunda ve İttihat ve Terakki Fırkası'nda infiale yol açmıştır. Enver Paşa liderliğindeki İttihatçıların gerçekleştirdiği Babıali Baskını ile hükümet devrilmiş ve yeni yönetimin barış şartlarını reddetmesiyle 3 Şubat 1913'te Çatalca'daki çatışmalar yeniden alevlenmiştir.
Cephedeki Mücadeleler ve Stratejik Hamleler
5-17 Şubat 1913 tarihleri arasında gerçekleşen Bulgar taarruzlarında, taraflar salgın hastalıklar ve siperlerdeki dondurucu soğuklarla da mücadele etmiştir. Ahmet İzzet Paşa komutasındaki Osmanlı Doğu Ordusu (Çatalca Ordusu), Gelibolu'daki Yunan işgal tehlikesi nedeniyle iki kolordusunu Çanakkale'ye göndermek zorunda kalmış, bu durum hareket kabiliyetini kısıtlamıştır. 6 Şubat'ta Büyükçekmece Gölü'nün güneyinde ilerleyen Bulgar 10. tümeni, Osmanlı ordusunun direnmesi üzerine 9 Şubat'ta Arnavutköy tarafındaki ikinci savunma hattına çekilmiştir. Ağır topçu ateşine karşı tahkimatlarda direnen Osmanlı ordusu, Bulgarları İstanbul'un 10-15 km ötesinde tutmayı başarmıştır.
Muharebenin Sonuçları ve Tarihi Önemi
İkinci Çatalca Muharebesi, taktiksel açıdan bir Osmanlı zaferi olarak görülse de stratejik açıdan Bulgar zaferiyle sonuçlanmıştır. Osmanlı ordusu Bulgar saldırılarını püskürtüp düşmanı geriletmeyi başarmış, ancak Bolayır Muharebesi ve Şarköy Çıkarması'nın başarısız olması sebebiyle Edirne üzerindeki kuşatmayı kaldıramamıştır. Edirne'nin düşmesi önlenememiş ve nihayetinde Osmanlı yönetimi Londra Antlaşması'nı imzalamak mecburiyetinde kalmıştır. Günümüzde bu tarihi mücadelelerin izlerini barındıran bölge, Balkan Savaşı'nın en çetin siper savaşlarının yaşandığı önemli bir tarihi alandır.